
Nusretiye Camii
location_onBeyoğlu / İstanbul · Tarihi Yer · Camii · 1013 değerlendirme
Giriş ÜcretsizBilgiler
Açıklama
Nusretiye Camii Nedir? Nusretiye Camii, İstanbul'un Beyoğlu ilçesine bağlı Tophane semtinde, Meclis-i Mebusan Caddesi üzerinde yer alan ve 19. yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilmiş anıtsal bir Osmanlı selatin camisidir. Osmanlı Padişahı II. Mahmud tarafından yaptırılan eser, dönemin modernleşme ve askerileşme adımlarının bir simgesi olarak Tophane Kışlası ve Tophane Dökümhanesi'nin hemen yanında yükselmiştir. Tarihî yarımadanın surları dışında Boğaz kıyısına inşa edilen en büyük camilerden biri olan Nusretiye Camii, klasik Osmanlı mimarisinden Batı etkisindeki Barok ve Ampir üslubuna geçişin İstanbul'daki en yetkin örnekleri arasında kabul edilir. Tarihçesi Yangın ve Öncesi: Cami alanında daha önce Sultan III. Selim devrinde Tophane-i Âmire personeli ve top arabacıları için yaptırılan ahşap Arabacılar Kışlası Camii bulunmaktaydı. Ancak bu yapı, 23 Şubat 1823 gecesi meydana gelen ve Firuzağa ile Tophane çevresini küle çeviren büyük Tophane yangınında tamamen yok olmuştur. İnşası: Yangının hemen ardından Sultan II. Mahmud, yanan yapının yerine kâgir ve abidevi yeni bir cami yapılması emrini vermiştir. Dönemin hassa başmimarlarından Krikor Amira Balyan tarafından tasarlanan caminin temeli Haziran 1823'te atılmış ve inşaat Nisan 1826'da tamamlanarak ibadete açılmıştır. Yeniçeri Ocağının Kaldırılması ve İsimlendirme: Caminin açılışından kısa bir süre sonra, Haziran 1826'da Sultan II. Mahmud yeniçeri ocaklarını ilga etmiş (Vaka-i Hayriye) ve yeni bir ordu kurmuştur. Padişah, elde edilen bu başarıyı "ilahi bir zafer ve yardım" (nusret) olarak nitelendirmiş ve Tophane'deki bu yeni mabede "Nusretiye" adını vermiştir. Restorasyon Süreci: Zaman içinde deniz rutubeti, depremler ve yol yapım çalışmaları nedeniyle yıpranan cami, Cumhuriyet döneminde farklı onarımlar görmüştür. Son olarak T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2012 yılında başlatılan kapsamlı restorasyon projesi 2018 yılında tamamlanmış ve yapı yeniden cemaat ile ziyaretçilere açılmıştır. Mimari Özellikleri Genel Plan ve Yerleşim: Cami, zemin seviyesinden yüksek tutulan bir platform üzerine kare planlı harim mekânı olarak inşa edilmiştir. Çevresini kuşatan yüksek avlu duvarlarının yanı sıra, klasik külliyelerdeki medrese veya türbe gibi yapılardan farklı olarak askerî kışla ve dökümhane binalarıyla bütünleşik biçimde tasarlanmıştır. Kubbe ve Dış Cephe: Yapının harimi, yaklaşık 15 metre çapındaki tek bir kubbe ile örtülmüştür. Dış cephelerde yoğun biçimde hissedilen Osmanlı Baroğu ve Ampir üslubunun izleri; girintili çıkıntılı kornişler, akantus yapraklı konsollar, yüksek kemerli pencereler ve gösterişli taş kabartmalarla kendini gösterir. Minareler: Nusretiye Camii'nin en belirgin siluet elemanları, ikişer şerefeli iki adet son derece ince ve narin minaresidir. Minare kaidelerindeki kıvrımlı Barok süslemeler ve gövdelerin oranları dönemin zarafet anlayışını doğrudan yansıtır. Hünkâr Kasrı: Caminin deniz tarafına ve ana girişine bakan cephesinde iki katlı, geniş bir Hünkâr Kasrı yer almaktadır. İnce mermer sütunlar üzerine oturan ve padişahın deniz yoluyla camiye ulaşabilmesi için özel rampalı girişleri barındıran bu kasır, Osmanlı cami mimarisinde saray konforunun ibadethane ile bütünleştiği en görkemli örneklerdendir. İç Mekân ve Hat Sanatı: Caminin aydınlık iç mekânı, dönemin ünlü hattatı Mustafa Râkım Efendi'nin celî sülüs hat sanatıyla süslenmiştir. Kubbe kasnağını ve harim duvarlarını çepeçevre dolaşan Nebe Suresi (Amme cüzü) kuşağı, Türk hat sanatının başyapıtları arasında gösterilir. Şadırvan ve Meydan Çeşmesi: Caminin avlusunda on sütun üzerine oturan kubbeli zarif bir şadırvan yer alır. Ayrıca yapının yakınında 19. yüzyıl ortalarında inşa edilen Nusretiye Saat Kulesi (Tophane Saat Kulesi) bulunmaktadır.
Olanaklar

Ziyaret Bilgileri
Yabancı turistler ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında bir ücret farkı bulunmamaktadır.
Aktif bir ibadethane olması sebebiyle ziyaretçilerin dini mekân kurallarına uygun ve mütevazı giyinmesi gerekir. Omuz ve dizlerin örtülü olması, kadın ziyaretçilerin saçlarını örtmesi beklenir; camiye ayakkabıyla girilmez. Namaz kılan cemaati rahatsız etmemek adına ibadet vakitlerinde sessiz olunmalı, ibadet alanına girilmemeli ve flaşlı çekim yapılmamalıdır.
Çalışma Saatleri
Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Nusretiye Camii, II. Mahmud tarafından mimar Krikor Balyan'a yaptırılmış olup Osmanlı Barok ve Ampir (İmparatorluk) tarzlarının harmanlandığı bir yapıdır. Avrupa mimari akımlarının etkisi (özellikle barok ve rokoko kıvrımları, asma yaprağı ve çelenk motifleri) çok baskın olsa da, içeride devrin en önemli hattatlarından Mustafa Rakım Efendi'ye ait kuşak yazıları (hat sanatı) yer alır. Hat sanatı klasik bir İslami-Türk süsleme unsurudur.
İkinci Mahmud, yeniçeri ocağını kapattıktan sonra zafer Anıtı olarak yapmış bu camiiyi. Bu nedenle ismini nusretiye koymuş, nusret Arapça’da Zafer demekmiş. Konum harika mimari harika gerçekten bir inci
Nusretiye Cami II Mahmud Tarafından yaptırılıyor (Saltanatı 1808-1839) 24 Şubat 1823'te İstanbul Firuzağa da büyük bir yangın çıkıyor ve bir çok bina ile Tophanede bulunan Top Arabacıları Kışlası ve Camiide bu yangında yanıyor 2. Mahmud Nusretiye Camini bu Yangında kül olan Top Aracıları Kışlası Caminin yerine yaptırıyor. Camiye 1823’te başlanmış, 1826’da bitirilmiştir Caminin adı kitâbede Câmi-i Nusret diye gösterilirse de burası halk arasında daha çok Tophane Camii olarak ta bilinirmiş Her ne kadar 2. Mahmudun bu Camiyi Yeni Çerileri lağvetmesi adına (Nusretiye -Zafer) yaptığı söylensede bunun aksini söyleyen bilgilerde mevcut. Yani Osmanlı devlet geleneğinde kendi içindeki bir kurumu ortadan kaldırırken bunu zafer olarak kutlama şansı yoktur diye düşünüyorum. 2. Mahmud Yeni çerileri ortadan kaldırdığına sevinmiştir ancak Camiyi onun için inşa etmemiş zaten Cami inşası önceden başlamıştı yinede En iyisini Allah bilir Nusretiye Camii’nin mimarı, son devirde pek çok devlet binası yapan Balyan ailesinden Krikor Amira Kalfa olduğu iddia edilse de, bu mimarın o dönemde sürgünde olduğu bilgisi, Nusretiye Caminin Mimarının Baş Mimar Mehmet Rasim Ağa olma ihtimalini güçlendiriyor Caminin içinde ve dışında çok zengin bir süsleme bulunmakla beraber bunların arasında (hat yazıları hariç) Türk motiflerinden hiçbir şey yoktur. Caminin bütününde Avrupa’nın barok ve empire üslûplarının karma bir şekilde uygulandığı görülür Bu bilgide bizde Baş mimarın Mehmet Rasim Ağa olsada Balyan ailesinin Cami yapımında büyük etkisinin olduğunu ortaya koyuyor Nusretiye Camide Cumhuriyet döneminde bir çok Caminin başına gelen depo olarak kullanılma, ressamlara verilme ve başka amaçlarla kullanılma gadrına uğramıştır Nusretiye Cami Cumhuriyetin ilanından sonra uzun yıllar boyunca depo olarak kullanılmış 1950 yıllarında Adnan Menderes başbakanlığındaki hükümetin İstanbul genelinde başlattığı büyük imar ve yol genişletme çalışmaları sırasında, Nusretiye Camii'nin depo olarak kullanılmasına son verilmiştir. Not: Merhum Adnan Menderes bu yol çalışmalarını yaparken büyük bir yıkılmada imza atmış ve yol genişletme çalışmaları esnasında binlerce eserde ortadan kaldırılmıştır Aslında Adnan Menderes'in yapabileceği çok birşeyde yok çünkü bu büyük İstanbul istimlakının mimarlarının nerdeyse tamamı Ermeni mimarlardan oluşuyor. Adnan Menderes siyaseten birinci parti olsada hiç bir zaman muktedir olamıyor ve önüne geçemediği projeler içerinde kurtarabildiği tarihi eserleri kurtarıyor ve malum 1960 yılında da asıldı. Allah rahmet eylesin Bu istimlak çalışmaları sırasında 2. Abdülhamid Han tarafından Cami için kendi adına İtalyan mimar Raimondo D'aronvo'ya yaptırdığı (2. Abdülhamid Han Çeşmesi de (1896-1901) 1957 yılında oradan kaldırılarak Maçka Parkına konuluyor Nusretiye Cami yakın dönemde en kapsamlı Restorasyonunu 2012-2018 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü uhdesinde gerçekleşiyor. Uzun dönem kapalı kaldı ama güzel oldu 2018 yılında Cami açılışını bir cuma günü bizzat Başkan Recep Tayyip Erdoğan yaptı Türk Bayrağının bulunduğu kısımda Erdoğan cemaate kısa bir konuşma yaptı ve Cami Cemaatinin "Ayasofya açılsın zincirler kırılsın" sloganlarına karşılık biz ilk başta sabah namazlarında sultan Ahmet Camini dolduralım gerisi gelir cevabını vermişti Adam sözünü tuttu ve 2020 yılında Ayasofya Caminin zincirlerini kırdı ancak Camiler hala sabah namazında boş, bu ayıpta bize yeter... Cami Cemaatini ve tarihsel dokuyu rahatsız eden bir hususu da dile getirmek istiyorum. Malûm Caminin ön tarafının da içine dahil olduğu ve uzun yıllar çalışması devam eden Galata Port Sahil yolu ve projesi 2021 yılında faaliyete girdi Kültür ve turizm Bakanlığı bir kültür(!) faaliyeti başlattı ve bunun adına "Kültür Yolu" koydu. Ancak bu faaliyetin kültürümüzle geçmişimizle zerre alakası yok! Koskoca Nusretiye ve Kılıçali Paşa Camileri arasında platform kurup günlerce konser verdirmek, ellerinde içki şişeleri ile eğlenen insanların, yüksek sesli müzik seslerini arasında namaz kılmaya çalışan cami cemaatinin durumu içler acısı bu yanlıştan acil dönülmeli.
Nusretiye Camii, İstanbul Tophane’de bulunan ve Osmanlı’nın batılılaşma döneminin en önemli eserlerinden biridir. Sultan II. Mahmud tarafından 1823-1826 yılları arasında yaptırılmıştır. Caminin mimarı Krikor Balyan’dır. Yapı, özellikle barok ve ampir tarzındaki mimarisiyle dikkat çeker. Yüksek pencereleri, geniş iç mekânı ve zarif süslemeleri sayesinde oldukça ferah ve gösterişli bir görünüme sahiptir. Deniz kenarına yakın konumu nedeniyle Tophane ve Boğaz siluetinin önemli parçalarından biri kabul edilir. Cami, adını “zafer, yardım” anlamındaki “nusret” kelimesinden alır. II. Mahmud dönemindeki askeri reformların ardından inşa edildiği için bu isim verilmiştir. Günümüzde hem ibadet amacıyla kullanılmakta hem de yerli-yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği tarihi yapılardan biri olarak ziyaret edilmektedir.
18. yüzyılın sonlarında Tophane yakınlarında Padişah III. Selim'in yaptırdığı “Arabacılar Kışlası Camisi” bulunmaktaydı. Ahşap cami, 24 Şubat 1823'teki Firuzağa yangınında yanıp kül oldu. II. Mahmud 1823'te yanan caminin yerine yeni bir caminin inşaatını başlattı. Yeni bir askeri teşkilat kurmakta olan II. Mahmud, caminin yapımını askeri binalarla birlikte başlamıştı. Bu nedenle vakıf binalarla değil, top dökümhanesinin önüne inşa edilen çeşitli askeri yapılarla çevrilendi. Vakıf yapıları yerine etrafındaki Tophane-i Amire ve Tophane Kışlası ile bir bir bütünlük gösteren camii, bu özelliği ile eski külliyelerden ayrılır. Caminin adının yangın yerindekilere yapılan yardımlardan ötürü “Nusretiye” olduğu düşünülür.