
İstanbul Galata Kulesi
location_onBeyoğlu / İstanbul · Tarihi Yer · 215152 değerlendirme
Giriş ÜcretliBilgiler
Açıklama
Galata Kulesi, Bizans İmparatorluğu döneminde, Galata semtinin Ceneviz kolonisi olduğu on dördüncü yüzyıl ortalarında, Cenevizliler tarafından, Galata surlarının bir parçası olarak inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde bir süre zindan olarak kullanıldıktan sonra, yangın gözetleme kulesine çevrilmiştir. Zaman zaman deprem ve yangınlarla tahrip olan kule, Osmanlı döneminde birkaç kez tadilat geçirmiştir. 1960’lı yıllara gelindiğinde bir hayli harap durumda olan kule, İstanbul Belediyesi tarafından restore edilerek ziyarete açılmıştır. Galata Kulesi 2020 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden restore edilmiş, sonradan eklenen betonarme unsurlar ve kafeterya kaldırılarak, müze işleviyle kapılarını ziyaretçilere yeniden açmıştır. Galata Kulesi müzesinde, tarihöncesi dönemlerden itibaren yerleşime sahne olan ve üç büyük imparatorluğa, yaklaşık on altı yüzyıl boyunca başkentlik yapan İstanbul’un tüm dönemlerini yansıtan eserler sergilenmektedir. 20. yüzyılın ortalarına kadar İstanbul’daki en yüksek yapılardan biri olan Galata Kulesi’nin en üst katı, İstanbul'un en güzel panoramik manzaralarından birine sahiptir. Kule, Akdeniz ve Karadeniz’deki Ceneviz Kuleleri ile birlikte Unesco’nun geçici miras listesinde yer almaktadır. Hazır Gelmişken İstanbul’un ilk mevlevihanesi ve Beyoğlu’ndaki en önemli Osmanlı eseri olan Galata Mevlevihanesi’ne yürüyüş mesafesi ile ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Kule’den yukarı İstiklal Caddesi’ne çıkıldığında Tarık Tunaya Kültür Merkezi de ücretsiz olarak ziyarete açıktır.
Ziyaret Bilgileri
ÖNEMLİ NOT: 18 yaş altı çocukların ebeveynleri ile ziyaret etmeleri zorunludur.
T.C. Kimlik numarasına sahip MüzeKart sahipleri geçiş haklarına ek olarak 200 TL bedel ile gece müzeciliği bileti alıp ziyaret edebileceklerdir. Sesli Rehberlik Hizmeti Vardır
Çalışma Saatleri
Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
İstanbul'un simgelerinden biri, görülmeye değer. En üst kattaki seyir terasından Boğaz'ın muhteşem manzarasını izleyebilir, diğer katlarda ise sergileri gezebilirsiniz. Hafta sonu 13.00'te gittik yaklaşık yarım saat sıra bekledik. Türk vatandaşları için müze kart geçerli, yabancılar için ücret 30€.
Beyoğlu'nun Arnavut kaldırımlı sokaklarından başınızı yukarı kaldırdığınızda tüm heybetiyle sizi karşılayan Galata Kulesi, Cenevizlilerden Osmanlı'ya uzanan köklü geçmişiyle kentin adeta yaşayan hafızasıdır. Yüzyıllar boyunca yangın gözetleme noktasından zindana kadar pek çok amaca hizmet eden bu devasa taş kütle, sur duvarlarının arasından fırlayan silüetiyle semte karakterini verir. Çevresindeki kafelerden yükselen kahve kokuları ve sokak müzisyenlerinin melodileri, kulenin dibinde zamansız bir meydan kültürü yaratır. Daracık merdivenlerini tırmanıp en üstteki terasa adımınızı attığınız an, İstanbul'un sert rüzgarıyla birlikte baş döndürücü bir manzara yüzünüze çarpar. Haliç'in iki yakayı nasıl ayırdığını, Sarayburnu'nun Marmara ile birleştiği o keskin noktayı ve karşı kıyıdaki cami minarelerinin geometrisini buradan izlemek tam anlamıyla büyüleyicidir. Günün her saatinde farklı bir renge bürünen bu tarihi fener, hem fotoğraf tutkunları hem de kentin karmaşasını yukarıdan süzmek isteyenler için kaçırılmayacak bir gözlem noktasıdır.
Galata Kulesi, Beyoğlu’nun tarihi Bereketzade semtinde tüm haşmetiyle göğe yükselen, İstanbul silüetinin ve Boğaziçi’nin en ikonik, en masalsı yapılarından biridir. 14. yüzyılın ortalarında Cenevizliler tarafından "İsa Kulesi" adıyla savunma kulesi olarak inşa edilen ve Osmanlı döneminde zindan, yangın gözetleme kulesi ile rasathane gibi pek çok farklı amaca hizmet eden bu anıtsal taş kule, adım attığınız ilk andan itibaren insanı büyüleyici bir tarih yolculuğuna çıkarır. Taş duvarlarının arasında yankılanan yüzyılların hikâyeleri ve Hezarfen Ahmed Çelebi’nin kanat çırptığı efsanevi geçmişiyle şehrin en canlı kültür ve tarih simgelerinden biridir. Kulenin üst katlarına tırmanıp seyir terasına çıktığınızda sizi karşılayan 360 derecelik panoramik manzara adeta nefes kesicidir. Tarihi Yarımada’nın büyüleyici camilerinden Boğaz’ın masmavi sularına, Haliç’ten Marmara Denizi’ne kadar İstanbul’u kuşbakışı izlemek tarif edilemez bir hayranlık uyandırır. Kulenin etrafındaki dar taş sokaklarda, neşeli kafelerde ve tasarım dükkânlarında vakit geçirmek, Akdeniz ve Osmanlı mimarisinin kesiştiği bu eşsiz atmosferi derinden hissettirir. Hem İstanbul’un kalbinde unutulmaz bir manzara şöleni yaşamak hem de kentin yüzyıllardır değişmeyen büyüleyici ruhuna tanıklık etmek isteyenler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken en başat duraklardan biridir.
En son gittiğimde pekte memnun olmamıştım sene 2017. Ama şu anda çok iyi restore edilmiş müthiş ve tarihi çok iyi hissetiren bir tarihi yapı. Ceneviz kalıntılarından manzaraya kadar her şey var. Asansör ve merdivenlerde iyi. Tek önerim sakin günlerde ve sabah saatlerinde gelin yoksa baya kalabalık oluyor. İstanbula geldiyseniz gelmeden gitmeyin👍💙.
42 yaşımdayım ilk defa geldim, benim eksikliğim. Muhteşem konum manzara. Akşam 1830a kadar müzekart ile ücretsiz giriliyor. Sonra ışıklar yanıyormuş vs 200 tl ekstrası var biraz komik ama öyle. Öğretmen emekli 18 yaş altı her saat ücretsiz. En yukarı asansörle çıkıp 2 kat da merdiven çıkılıyor. İnerken merdivenlerden inilmeli hem müze hem merdivenler otantik fotoğraf çekmek için çok iyi. Çocukları olan alıp gelip burdan İstanbulu izleyip tanıtabilir.