
Hz. Amr Bin As R.A.
location_onBeyoğlu / İstanbul · Türbe · 9 değerlendirme
Bilgiler
Açıklama
Hz. Amr Bin As R.A. Kimdir? Amr bin el-Âs (yaklaşık 573 – 664), Kureyş kabilesinin Sehm koluna mensup, sahabe, komutan ve idarecidir. İslam tarihinin en önemli askerî ve siyasi figürleri arasında yer alır. Arap yarımadasının meşhur dâhileri arasında gösterilen Amr bin el-Âs, üstün diplomasi zekâsı, hitabet kabiliyeti ve askerî liderliğiyle bilinir. Tarihte özellikle Mısır fatihi unvanıyla öne çıkmıştır. Hayatı ve Katkıları İslam Öncesi ve Müslüman Oluşu: Cahiliye döneminde Mekke'nin önde gelen tüccarlarından ve Kureyş'in diplomatik temsilcilerindendi. Habeşistan'a hicret eden Müslümanları geri getirmek amacıyla Necaşi'ye elçi olarak gönderilmiştir. Hicretin 8. yılında (629) Mekke'nin fethinden önce Halid bin Velid ile birlikte Medine'ye gelerek İslamiyet'i kabul etmiştir. Askerî ve İdari Hizmetleri: Hz. Peygamber tarafından Zâtüsselâsil Seferi'nde komutan tayin edilmiş, ardından tebliğ ve vergi toplama vazifesiyle Uman'a gönderilmiştir. İdarecilik kabiliyeti nedeniyle Hz. Ömer'in takdirini kazanmış ve onun tarafından daima idari görevlerde tutulması tavsiye edilmiştir. Savaşlar ve Fetihler: Dört Halife devrinde Suriye ve Filistin fetihlerinde önemli rol oynamış, Ecnâdeyn ve Yermük savaşlarına katılarak Kudüs'ün fethinde yer almıştır. En büyük askerî zaferi 640–642 yıllarında Mısır'ı Bizans ordularını mağlup ederek fethetmesidir. Şehirleşme ve Mimari Eserleri: Mısır fethinin ardından ordugâh kenti Fustat'ı kurmuş, Afrika kıtasındaki ilk cami olan Amr bin el-Âs Camii'ni inşa ettirmiştir. Ayrıca Nil Nehri ile Kızıldeniz'i birleştiren antik su kanalını ("Halîcü Emîri'l-Mü'minîn") yeniden açtırarak ticaret yollarını canlandırmıştır. Siyasi Faaliyetleri: Hz. Ali ve Muâviye arasındaki ihtilaflarda Muâviye'nin tarafında yer almış; Sıffîn Savaşı sonrasındaki Hakem Olayı'nda hakemlik yapmıştır. Hayatının son dönemlerinde yeniden Mısır valiliği görevinde bulunmuş ve 664 yılında 90 yaşını aşmışken Mısır'da vefat etmiştir. Türbesi Hz. Amr bin el-Âs'ın asıl kabri vefat ettiği Mısır'da (Kahire) bulunmaktadır. Karaköy Yeraltı Camii (Kastellion Kalesi / Kurşunlu Mahzen) içinde yer alan türbe ise sahabenin hatırasına hürmeten tesis edilmiş bir makam türbesidir. 1752–1756 yıllarında Sultan I. Mahmud ve Sadrazam Köse Bahir Mustafa Paşa tarafından tarihi mahzen camiye çevrilirken, İstanbul kuşatmalarına katıldığı rivayet edilen sahabe ve tebeu't-tâbiîn için inşa ettirilen sandukalı makam kabirler arasında Hz. Amr bin el-Âs'a atfedilen makam da yer almaktadır.

Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Çok güzel manevi bir yerdi , çok beğendim.
[18 Nisan 2026'da yeni fotoğraflarla güncellendi] Google'daki durumun aksine, türbe ziyarete açıktır. Bugün, 5 Mayıs 2024 tarihinde saat 00:30'da ziyaret ettim. Fotoğraflar ektedir. Selam vermek için üç sahabeyi de ziyaret edebilirsiniz: i) Hazreti Amr bin As (RA), ii) Hazreti Sufiyan bin Uyeyene (RA) ve iii) Hazreti Vehb bin Huşeyre (RA). Burada huzur ve sükunet bulabilirsiniz.
Karaköy Meydanı tarafında bulunan çıkmaz sokaktan girildiğinde sağ tarafta demir şebeke içinde yer alan camekan alanda iki makam kabri bulunuyor. Bu kabirler sahabeler Amr bin As ve Vehb bin Hüseyra için makam olarak yapılmış.
Onun İslâm'la şereflenişi Mekke fethinden önce oldu. Şöyle ki: "Hendek savaşından sonra İslâmiyet üzerinde düşünmeye başladı. Ailesi, kabilesi hep müslümanların aleyhinde idi. Fakat o eskisi gibi müslümanlara karşı durmuyordu. Hatta kendisini kınayanlara: "Aldanıyorsunuz." diye cevap veriyordu. Bir gün çarşıda gezerken Halid Bin Velid ile karşılaştı. Fikrini ona açtı. Halid de aynı düşünce içerisinde olduğunu söyledi. Birlikte Medine'ye Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin huzuruna geldiler. İki Cihan Güneşi Efendimiz onları görünce sevinçten gözleri parıldadı. Ashabına dönerek: "Mekke size ciğerpârelerini attı..." buyurdu. Birlikte kelime-i şehadet getirerek İslâm'la şereflendiler. Amr Bin As, Fahr-i Kâinat (s.a.) Efendimize, önceki yaptıkları günahların af edilip edilmeyeceğini sordu. Rasûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz de: "İslâm öncekileri saymaz..." buyurdu.
iyi