
Yeni Cami
location_onFatih / İstanbul · Tarihi Yer · Camii · 13821 değerlendirme
Giriş ÜcretsizBilgiler
Açıklama
Yeni Cami Nedir? Yeni Cami (tarihi adıyla Valide Sultan Camii), İstanbul'un Fatih ilçesinde, Haliç kıyısındaki tarihi Eminönü Meydanı'nda yer alan 17. yüzyıl Osmanlı selatin camisidir. Temeli Sultan III. Murad'ın eşi ve III. Mehmed'in annesi Safiye Sultan tarafından atılmış, inşası yarım kaldıktan sonra Sultan IV. Mehmed'in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından tamamlatılmıştır. Deniz kıyısındaki anıtsal silüeti, revaklı avlusu, Hünkâr Kasrı ve külliyenin parçası olan Mısır Çarşısı ile Osmanlı klasik dönem mimarisinin son büyük anıt yapılarından biri olarak kabul edilir. Tarihçesi Temel Atma ve Erken Dönem: Caminin temelleri 1597 yılında Safiye Sultan'ın isteğiyle dönemin mimarbaşısı Davud Ağa tarafından atılmıştır. Deniz kıyısındaki bataklık zemin nedeniyle zemine kurşun kuşaklarla birbirine bağlanan kazıklar çakılarak temel oturtulmuştur. Mimar Davud Ağa'nın veba salgınında ölümü üzerine görevi Dalgıç Ahmed Çavuş devralmıştır. İnşaatın Kesintiye Uğraması: 1603 yılında Sultan III. Mehmed'in vefat etmesi, Safiye Sultan'ın Eski Saray'a gönderilmesi ve ardından yaşanan mali güçlükler sebebiyle caminin inşası pencere hizasında yaklaşık 60 yıl boyunca yarım kalmıştır. Yeniden Başlama ve Tamamlanma: 1660 yılındaki Büyük İstanbul Yangını'nın ardından bölgeyi gezen IV. Mehmed'in annesi Hatice Turhan Sultan, yapının tamamlanmasını emretmiştir. Başmimar Mustafa Ağa gözetiminde sürdürülen inşaat 1663 yılında tamamlanmış, külliye yapılarıyla birlikte 1665 yılında cuma namazıyla resmi olarak açılmıştır. Böylece 66 yıllık inşa süreciyle Osmanlı döneminde yapımı en uzun süren cami unvanını almıştır. Kapsamlı Restorasyon: Yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2016 yılında başlatılan titiz bir restorasyon sürecinin ardından 6 Ocak 2023 tarihinde tekrar ibadet ve ziyarete açılmıştır. Mimari Özellikleri Plan ve Kubbe Düzeni: Mimar Sinan'ın Şehzade Camii'nde geliştirdiği merkezi dört yarım kubbeli plan tipini devam ettirir. 17,5 metre çapındaki ana kubbe, dört fil ayağına oturmakta; ana kubbeyi dört yarım kubbe ve köşelerdeki küçük kubbeler desteklemektedir. Çini ve Taş İşçiliği: Caminin iç duvarları, zemin seviyesinden üst pencere kotlarına kadar 17. yüzyılın mavi, turkuaz ve yeşil tonlarındaki İznik çinileriyle bezenmiştir. Mermer mihrap ve minberi zengin kabartma motiflere, kapı ve pencere kanatları ise ince sedef kakma işçiliğine sahiptir. Minareler ve Avlu: Caminin kuzey köşelerinde yer alan iki minaresi üçer şerefelidir. Tam ortasında mermerden sekizgen bir şadırvanın yer aldığı mermer döşeli iç avlu, 24 kubbeli revak düzeniyle çevrelenmiştir. Hünkar Kasrı: Camiye güneydoğu yönünden bir köprü-geçitle bağlanan Hünkar Kasrı, padişah ve valide sultanın ibadete gelirken dinlenmesi için tasarlanmış olup çinileri, ahşap tavan işlemeleri ve ocaklarıyla Osmanlı sivil mimarisinin günümüze ulaşan en değerli örneklerindendir.
Olanaklar

Ziyaret Bilgileri
Faal bir ibadethane olduğu için cami adabına uygun kıyafet kuralları geçerlidir. Omuzların ve dizlerin örtülü olması zorunludur; kadın ziyaretçilerin saçlarını örtmesi gerekir (girişte gerekirse başörtüsü ve örtü temin edilmektedir). Camiye ayakkabısız girilmektedir. İbadet vakitlerinde cemaatin rahatsız edilmemesi, ses yapılmaması ve flaşlı fotoğraf çekilmemesi rica edilir.
Çalışma Saatleri
Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
İstanbul'un en güzel ve etkileyici tarihi camilerinden biri. Mimari detayları gerçekten çok güzel ve iç kısmı oldukça ferah. Eminönü'nün hareketli atmosferinin içinde böyle tarihi ve sakin bir yapı görmek ayrı bir güzellik. Çevresindeki meydan ve çarşılarla birlikte mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.
Yeni Cami mimari olarak klasik Osmanlı üslubunun zirvelerinden biridir ve deniz kenarına yapılan ilk büyük selatin camisi olma özelliğini taşır. Osmanlı tarihinde tam 67 yıl süren ve yarım kalma hikayesiyle bilinen en uzun soluklu cami projesidir. Caminin temeli, III. Murad'ın eşi ve III. Mehmed'in annesi olan Safiye Sultan tarafından 1597 yılında atıldı. O dönemde Eminönü, Yahudi nüfusunun yoğun olduğu ve "Yahudi Mahallesi" olarak bilinen bir yerdi. Safiye Sultan, bu bölgeyi İslam kültürünün bir merkezi haline getirmek amacıyla burada devasa bir külliye (cami, medrese, çeşme ve Mısır Çarşısı) inşa ettirmek istedi. Ancak bölgedeki gayrimüslim halkın tahliye edilmesi ve bataklık zemin nedeniyle inşaat başlangıçtan itibaren büyük zorluklarla karşılsştı , 603 yılında padişah III. Mehmed'in ölümü ve Safiye Sultan'ın siyasi gücünü kaybederek Eski Saray'a sürgün edilmesiyle, ödenekler kesildi ve yapım süreci tamamen durdu.Aradan geçen yaklaşık 60 yılın ardından, 1660 yılında büyük bir İstanbul yangını çıktı ve Eminönü çevresi kül oldu. Bir süre sonra bölgeyi teftişe çıkan dönemin Valide Sultanı Hatice Turhan Sultan (IV. Mehmed'in annesi), yıkıntılar arasında kalmış bu yarı inşa halindeki yapıyı gördü. Bu duruma çok üzülen ve bitirilmesini vasiyet eden Valide Sultan, mimarbaşı Mustafa Ağa'ya talimat vererek caminin inşaatını yeniden başlattı. Safiye Sultan'ın temellerini attığı yapı, 1665 yılında yaklaşık 67 yıl sonra Hatice Turhan Sultan'ın himayesinde tamamlanarak ibadete açıldı. Safiye Sultan'ın yaptırmayı planladığı külliyenin bir parçası olan Mısır Çarşısı da bu dönemin sonunda bitirildi.
Eminönü Yeni Camii ( Valide Sultan Camii ) #eminönü #İstanbul Eminönü, Yeni Camii; 📍Yeni Cami ya da Valide Sultan Camii, İstanbul'da 1597 yılında Sultan III. Murad'ın eşi Safiye Sultan'ın emriyle temeli atılan ve 1665'te zamanın padişahı IV. Mehmed'in annesi Turhan Hatice Sultan'ın büyük çabaları ve bağışlarıyla tamamlanıp ibadete açılan camidir. 📍Osmanlı dönemi Türk mimarisinde yapımı en uzun sürede tamamlanabilen camii olarak bilinir. 📍Yeni Cami, İstanbul'da Osmanlı ailesi tarafından yaptırılan büyük camilerin son örneğidir. 📍Bugün deniz ile cami arasında bulunan geniş alan ise tamamen denizle kaplıydı. İşte Yeni Cami'nin inşaat alanının böyle deniz seviyesinde ve dolma bir arazi olması nedeniyle temel çukurlarında su çıkmaya başlayınca gece gündüz demeden tulumbalarla bu su boşaltılmaya başlandı. Daha sonra Davud Ağa, Mimar Sinan'ın Büyükçekmece köprüsünde yaptığı gibi, büyük kazıklar çaktırıp, bunların başlarını kurşun kuşaklarla birleştirmiş ve binanın temel taşlarını bu tabanlara oturtmuştur. 📍IV. Murad 1637 yılında cami inşaatını devam ettirme girişiminde bulunmuş; ancak yüksek maliyet nedeniyle vazgeçmiştir. Aşırı masrafı dolayısıyla ek vergilere sebep olan ve sonunda harabe durumunda kalan bu camiye İstanbul ahâlisi "Zulmiye" adını verdi. Metruk haldeki cami, 4 Temmuz 1660'ta gerçekleşen Büyük İstanbul Yangını'nda hasar gördü. Yangından sonra Turhan Hatice Sultan camiiyi tamamlanmaya karar verdi. 📍Safiye Sultan'ın girişimi yarıda kalınca cami çevresi yeniden eski sahiplerince iskân edilmiş ve bir Yahudi yerleşimi haline gelmişti. Yangın çevredeki Yahudi mahallelerini de küle çevirince 40 Yahudi evi Hasköy'e nakledildi; böylece Yeni Cami çevresi genişletildi. Alan genişletme çabaları ile birlikte Hünkar Kasrı, Türbe, Sebilhane, Sibyan mektebi, Darülhadis Mısır Çarşısı da projeye eklendi.
"İstanbul’un kalbinde, deniz kokusu ve martı sesleriyle kucaklaşan muazzam bir tarihi şaheser. Eminönü'nün o tatlı telaşından kaçıp kubbesi altında huzur bulacağınız büyüleyici bir atmosferi var. Avlusunda güvercinleri beslemeden dönmeyin!
İstanbul’un Eminönü semtinde yer alan Osmanlı döneminin önemli eserlerinden biridir. Caminin inşaatı ilk olarak 1597 yılında, Osmanlı padişahı III. Mehmed’in annesi Safiye Sultan tarafından başlatılmış, ancak ekonomik sıkıntılar ve siyasi karışıklıklar nedeniyle cami inşaatı uzun süre yarım kalmış ve yaklaşık yarım yüzyıl boyunca cami tamamlanamadan beklemiştir. Daha sonra inşaatı Hatice Turhan Valide Sultan (IV. Mehmed’in annesi) üstlenmiş ve Yeni Cami adıyla 1665 yılında ibadete açılmıştır. Cami, aslında bir külliyenin parçasıdır; içinde çarşı (Mısır Çarşısı), türbe ( caminin banisi Hatice Turhan Valide Sultan türbesinde 5 padişahımızın mezarı bulunmaktadır) ve çeşitli sosyal yapılar bulunmaktadır. Caminin içi, Osmanlı’nın ünlü İznik çinileri ile süslenmiştir. Bu çinilerde genellikle: Lale, karanfil ve gül motifleri kullanılmıştır. Cami içinde çok sayıda pencere bulunmakta, bu sayede iç mekân oldukça aydınlık ve ferah görünmektedir. Yaptıran, yapan ve bu döneme kadar ulaşmasına vesile olanlardan Allah razı olsun. Huzur ve maneviyatı çok yüksek bir cami, beni çok etkiledi. Kesinlikle görmenizi tavsiye ederim.