
Sümbül Efendi Türbesi
location_onFatih / İstanbul · Türbe · 732 değerlendirme
Bilgiler
Açıklama
Sümbül Efendi Kimdir? Asıl adı Yûsuf b. Ali (Yûsuf Sinâneddin) olan Sümbül Efendi, 1452 yılında Merzifon'da doğmuş ve Eylül 1529'da İstanbul'da vefat etmiştir. Osmanlı Devleti'nin II. Bâyezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman dönemlerinde yaşamış önde gelen mutasavvıflardan, âlimlerden ve vâizlerdendir. Halvetiyye tarikatının ana kollarından Cemâliyye'ye intisap etmiş ve daha sonra bu yolun kendi adıyla anılan en köklü şubesi olan Sünbüliyye'yi kurarak pîri olmuştur. Hayatı ve Katkıları Tahsil ve İntisap Dönemi: İlk öğrenimini memleketi Merzifon'da tamamladıktan sonra İstanbul'a gelerek medrese eğitimi almış, devrin tanınmış âlimlerinden Şeyhülislâm Efdalzâde Hamîdüddin'in talebesi ve mülâzımı olmuştur. Medrese eğitimi sırasında tasavvufa mesafeli iken bir arkadaşı vasıtasıyla Halvetiyye'nin Cemâliyye kolu kurucusu Cemâl-i Halvetî (Çelebi Halîfe) ile tanışmış, ona intisap ederek seyrüsülûkünü tamamlamıştır. Hilâfet aldıktan sonra irşad faaliyeti için bir süre Mısır'a gönderilmiştir. Koca Mustafa Paşa Dergâhı ve İrşad Faaliyetleri: Şeyhi Cemâl-i Halvetî'nin 1494 yılında hac yolculuğunda vefat etmesi üzerine vasiyeti gereği İstanbul'a dönmüş, şeyhinin kızı Safiye Hatun ile evlenerek Koca Mustafa Paşa Dergâhı'nda postnişin olmuştur. Vefatına kadar 35 yılı aşkın süre bu tekkede mürid yetiştirmiş; Koca Mustafa Paşa Dergâhı (Sünbül Efendi Âsitânesi), Halvetiyye'nin İstanbul'daki merkezi ve en saygın dergâhlarından biri hâline gelmiştir. Vâizlik ve Devlet Erkânı ile İlişkileri: Medrese kökenli yetkin bir müfessir ve hatip olan Sümbül Efendi, cuma günleri başta Ayasofya ve Fatih camileri olmak üzere selâtin camilerinde vaazlar vermiştir. Yavuz Sultan Selim'in inşa ettirdiği Yavuz Sultan Selim Camii'nin açılış merasimindeki ilk vaazı Sümbül Efendi vermiş ve Osmanlı padişahları ile devlet ricâlinin büyük hürmet ve itimadına mazhar olmuştur. Talebe ve Halifeleri: Pek çok sûfî ve mürid yetiştirmiştir. Halifeleri arasında, kendisinden sonra makamına geçen ve Merkezefendi Tıp Festivali ile de tanınan büyük mutasavvıf ve hekim Merkez Efendi (Mûsâ Muslihuddin) başta gelir. Ayrıca Yakub Germiyânî ve Maksûd Dede gibi önemli simalar da yetiştirdiği halifeler arasındadır. Eserleri: Tasavvufi usuller, nefis mertebeleri ve zikir adabı üzerine risaleler kaleme almıştır. Bunlar arasında devran ve zikir uygulamalarının fıkhi meşruiyetini savunduğu Risâletü't-tahkîkiyye ve bunun Türkçe muhtasarı niteliğindeki Risâle Der Hakk-ı Zikr ü Devrân öne çıkar. Ayrıca Risâletü etvâri's-seb'a ve Tarîkatnâme adlı eserleri bulunmaktadır. Türbesi Sümbül Efendi Türbesi; İstanbul ili, Fatih ilçesi, Kocamustafapaşa semtinde, Koca Mustafa Paşa (Sümbül Efendi) Camii'nin haziresinde yer almaktadır. 1529 yılında vefat eden Sümbül Efendi'nin cenaze namazı Şeyhülislâm İbn Kemal (Kemalpaşazâde) tarafından Fatih Camii'nde kıldırılmış ve ardından dergâhın haziresindeki bugünkü yerine defnedilerek üzerine türbe inşa edilmiştir. Zaman içinde yenilenen yapı, Sultan II. Mahmud döneminde kapsamlı bir tamirat görmüş ve son olarak Serasker Rıza Paşa tarafından 20. yüzyıl başlarında onarılarak günümüzdeki kubbeli dairesel planlı biçimine kavuşturulmuştur.

Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Maneviyatı yüksek bir yer ve içerisinde önemli şahsiyetler var ziyaret edilmesi gereken .... Ulaşımı kolay kendi araç ile gelenler sokaklar dar olduğu için sıkıntı yer konusunda ...
İstanbul/ KocaMustafa paşa İstanbul’da Bulunan Büyük Velilerden Allah Dostu Sümbül Sinan efendi Efendi Diye Namlanmış tanınmış Dönemin Büyük Evliyalarından Bir çok kerametleri Görülmüş 1452 Yılında Merzifon’da Doğmuş Çelebi Halife Hazretlerinden Dersler almış Mısıra Gitmiş Haca Gitmiş Ve Tekrar İstanbul’a gelerek Dergahını kuran Ve Halk Ve padişahlar Tarafından Sıkça Ziyaret edilmiş Pir Sinan Sümbül Efendi HZ her daim Kalabalık Ziyaretgahların başında Gelir . Allah şefaatlerine nail eylesin inşallah 💐🌹🌷💚❤️🔥
Çevredeki insanlar olmasa pek huzurlu manevi bir yer özellikle çifte sultanlar
Sümbül Efendi Hazretleri’nin bulunduğu yer çok huzurlu ve dingin. Ziyaret sonrası insanın içi ferahlıyor, manevi olarak iyi geliyor.
Merzifon'da doğdu. Asıl adı Yûsuf Sinan'dır. Sünbül lakabı ona şeyhi Cemâl-i Halvetî tarafından verilmiştir. Talebelerinden çiçek getirmelerini istemiş, herkes taze çiçekler getirirken Sünbül Efendi solmuş bir sümbül çiçeği getirmiş. Hocası hikmetini sorduğunda bütün çiçekler Allahı zikir ile meşguldü onları koparmaya kıyamadım fakat bu solmuş sümbül hariç demiş ve lakabı buradan gelmektedir. Efdalzâde Hamîdüddin'in talebesi ve ardından mülâzımı oldu. Medrese tahsili sırasında tasavvuf aleyhtarı olarak bilinirken, bir arkadaşının tanıdığı Halvetiyye tarikatının ana kollarından Cemâliyye'nin pîri Cemâl-i Halvetî'ye intisap ederek tasavvuf yoluna girdi. Üç yıl süren seyrüsülûk döneminden sonra hilâfet aldı ve irşad göreviyle Mısır'a gönderildi. Hac dönüşü şeyhinin vasiyeti gereği İstanbul'a dönerek kızı Safiye Hatun'la evlendi ve Koca Mustafa Paşa Dergâhı'nda postnişin oldu. Cuma günleri Ayasofya ve Fâtih camilerinde vaaz verdi. Yavuz Sultan Selim, caminin açılış merasimi sırasında yaptırdığı vaaz etme görevini ona verdi. Bu onun padişahın nezdindeki itibarını göstermektedir. Sünbül Efendi'nin devran uygulaması ulemâ ve meşâyih arasında tartışmalara sebep oldu. II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman dönemlerinde yaşadı ve 1529 yılında vefat etti. Cenaze namazı Fâtih Camii'nde Kemalpaşazâde tarafından kıldırıldı ve dergâhının hazîresine defnedildi. “Eyledi bostân-ı zühdün sünbülü me'vâya azm”; “Cânına Sünbül Sinân'ın Fâtiha”; “Üstâd-ı aşk.” Hüseyin Vassâf, Şeyhülislâm Kemalpaşazâde'nin onun vefatı dolayısıyla tarih manzumesinin çini üzerine yazdırılıp türbeye konulduğunu belirtir ve, “Nûr ola Sünbül Sinân'ın kabri hep” tarih mısrasıyla biten sekiz beyitlik bu manzumeyi yazmıştır. Vefatından sonra yerine Merkez Efendi postnişin olmuş, Yâkub Germiyânî, Cem Şah Efendi, Akşehirli Cemal Efendi, Maksud Dede, Kefeli Alâeddin Ali, Çavdarlı Şeyh Ahmed Dede onun halifeleri arasında zikredilebilir. Mehmed Rıza Paşa (kabri türbenin içindedir) 1844 yılında Kocamustafapaşa semtinde doğmuş olup II. Abdülhamid döneminde 17 yıl Serasker olarak görev yaptı. Mekteb-i Harbiye’den Mülâzımı sâni rütbesiyle mezun oldu. Şumnu'da ve Girit de görev yaptı. 1871 yılında İşkodra’da çıkan Malisör İsyanı’nın bastırılmasında görev aldı. Karadağ İsyanı’nın çıkması üzerine Trebin’de bulunan Muğla Tabur Komutan Vekili olarak görevlendirildi. Müşir Süleyman Hüsnü Paşa’nın maiyetinde 93 Harbi’ne katıldı. Savaş sırasında üstün hizmetlerinden dolayı Süleyman Hüsnü Paşa tarafından Kaymakam rütbesine terfi ettirildi. Şıpka Geçidi Muharebeleri’nde Rus Ordusu’na esir düştü. 6 ay sonra İstanbul’a döndü. 1888 yılında II. Abdülhamid’in muhafızlığıyla görevli 2. Fırka’nın komutanlığına, 1891 de Serasker olarak atandı ve 1908 tarihine kadar seraskerlik görevini yürüttü. 1920 yılında vefat etti.