
Hz. Çifte Sultanlar R.A.
location_onFatih / İstanbul · Türbe · 43 değerlendirme
Bilgiler
Açıklama
Hz. Çifte Sultanlar Kimdir? Halk arasında ve tasavvufi rivayetlerde Çifte Sultanlar unvanıyla anılan Hz. Fâtıma ve Hz. Sâkine, İslam Peygamberi Hz. Muhammed sav'in torunu Hz. Hüseyin'in kızları (bazı Osmanlı dönemi arşiv belgelerinde ise İmam Zeynelâbidîn'in kızları / Hz. Hüseyin'in torunları) olarak kabul edilen Ehl-i Beyt mensuplarıdır. 7. yüzyılda (Emevîler devrinde) yaşadıkları kabul edilmekle birlikte doğum ve vefat seneleri hakkında kesin bir tarih bulunmamaktadır. İslam ve İstanbul tasavvuf kültüründe sabır, iffet ve iman uğruna gösterilen sebatın sembolü kabul edilen bu iki hanım sultan, İstanbul'un fethinden sonra şehrin manevi kimliğinde önemli bir yer edinmiştir. Hayatı ve Katkıları Ehl-i Beyt Mensubiyeti: Hz. Ali ve Hz. Fâtıma yoluyla Peygamber soyunun temsilcileri olan Çifte Sultanlar, Kerbelâ Olayı sonrasında Ehl-i Beyt kafilesiyle birlikte derin acılar, esaret ve sürgün meşakkatlerine göğüs germiştir. Esaret ve İstanbul'a Geliş Rivayeti: Tarihi menkıbeler ile İmam Süyûtî'ye atfedilen risalede yer alan rivayetlere göre; Kerbelâ'dan sonra Şam ve Mısır güzergâhında deniz yoluyla nakledilirken Bizans kalyonları tarafından esir alınarak dönemin Bizans başkenti Konstantiniyye'ye getirilmişlerdir. Burada günümüzdeki caminin yerinde bulunan Hagios Andreas (Kızlar Manastırı) yerleşkesine hapsedilmişlerdir. İnanç Mücadelesi ve Vefatları: Kendilerine zorla Hristiyanlığı kabul ettirme ve Bizans şövalyeleriyle evlendirilme baskısı yapılması üzerine dinlerinden ve inançlarından ödün vermeyerek direnmişlerdir. Zulüm ve zorlamadan kurtulmak için dua ve niyazda bulundukları, sabahında tutuldukları hücrede ruhlarını teslim ettikleri rivayet edilir. Bu vakur duruştan etkilenen Bizans imparatorunun kızı Katerina'nın da manastırda Müslüman olduğu (halk arasında Sarı Sıdıka adıyla anıldığı) anlatılır. İstanbul Tasavvuf Kültüründeki Yeri: Çifte Sultanlar'ın manevi hatırası sebebiyle Koca Mustafa Paşa ve Sümbül Efendi Dergâhı, Osmanlı devrinden itibaren İstanbul'un Kerbelâ makamı olarak kabul edilmiş; özellikle her yıl 10 Muharrem günlerinde mersiyeler, dualar ve mevlidlerle anılan bir merkez haline gelmiştir. Türbesi Çifte Sultanlar Türbesi, Fatih Kocamustafapaşa semtinde yer alan Koca Mustafa Paşa Camii (Sümbül Efendi Külliyesi) avlusunda, ulu tarihi servi ağacı ile Sümbül Efendi Türbesi arasında konumlanmıştır. Üstü açık bir kabir alanı olan makam, Halvetî-Sünbülî yolunun kurucusu Pîr Sünbül Sinan Efendi'nin manevi keşfiyle belirlenmiş; Sümbül Efendi kendi kabrinin de bu iki sultanın ayakucuna defnedilmesini vasiyet etmiştir. Bugünkü mermer kaidesi, pirinç şebekeli madeni parmaklıkları ve kitabesi ise 1813 (Hicri 1228) yılında Osmanlı Padişahı II. Mahmud tarafından yaptırılmıştır.

Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
İstanbul / KocaMustafa paşa Sümbül Efendi Külliye Avlusunda Bulunan Peygamber Efendimiz HZ MUHAMMED S.A.V Torunları Hazreti Hüseyin efendimizin Kızları Hazreti Fatıma Ve Hazreti Sakine Annelerimizin Türbeleri Bulunuyor . Her Daim ziyaret Edilen İstanbul için çok ÖnemliBir Ziyaretgah olarak Kabul Edilmiş Manevi Huzur Durağımızdır .Ehli Beytten Olmaları Önemlerini kat ve kat artırıyor Allah Şefaatlerine nail eylesin inşallah 💚💐🌹
Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hüseyin’in kızlarına ait olduğuna inanılan türbe. Hemen ilerisinde bulunan ve camiye adını veren Sümbül Efendi tarafından mezarların yerleri belirlenmiştir.
Kerbelâ fâciasından sonra ehl-i beytten ve Cenâb-ı Hüseyin(ra) Efendimiz’in ailesinden hayatta kalan kimseleri deniz yoluyla yani gemilerle Mısır’a gönderiyorlarmış ki Bizans donanmasına bağlı kalyonlar bu gemilerden bazılarını gasp etmişlerdir. İstanbul’a o zamanki adıyla Konstantiniyye’ye getirilen esirler arasında Hazret-i Hüseyin(ra) Efendimiz’in kızlarının olduğunu öğrenince bu iki Sultan Hanım’ı şimdiki Kocamustafapaşa Sünbül Efendi, eski adıyla Kızlar Manastırı’nda hapsetmişler. Maalesef bununla kalmamış, Müslümanları tahkir yani aşağılamak için saraydaki iki şövalyeyle evlenmelerine karar çıkarmışlar. Bu utanç verici hâdiseden haberdâr olan Çifte Sultanlar Cenâb-ı Hakk’a arz u niyâz ederek “Yâ Rabb’i! Bizim pâk neslimize, iffetimize ve îmânımıza bunlar kast etti. Sen intiharı haram eyledin, buna müsaade buyurmadın ancak senin merhametine ve inâyetine sığınıyoruz, sen bize bu zilleti revâ görme, bizleri bu işten muhâfaza eyle, yardım eyle!” gözyaşlarıyla yalvarmışlar. O gecenin sabahına Çifte Sultanlar’ın cansız bedenleri doğmuş yani bulundukları hücrede ikisi de âhirete intikâl eylemiş. Bu nûrdan sultanların hâlini manastırda yaşayan hıristiyan kızlar ve dışarıda yaşayan cemâat de duymuş ve bu hâdiseden çok etkilenmişler. İstanbul’un fethinden otuz kırk sene evveline kadar bu iki hanımı onlar da âzize olarak kabul etmiş, husûsî makberelerini yani kabirlerini temizleyerek bakımını yaparak bu hürmeti göstermişler. Ama sonra zâlim hükümdar zamanında sadece Müslüman kabirlerine ve eserlerine değil herkese vahşet ve zulmetle muâmele edildiğinden hem Eyüp Sultan Hazretleri’nin kabri hem bu Çifte Sultanlar’ın kabri hâk ile yeksân olmuş. Hepiniz biliyorsunuz ki Eyüp Sultan yani Hazret-i Hâlid Ebu Eyyub el-Ensârî’nin kabrini Hazret-i Pîr Akşemseddîn-i Velî keşfederek ortaya çıkartmıştır. Çifte Sultanlar’ın kaybolan kabrini de Hazret-i Pîr Yusuf Sünbül Sinan kuddise sırruh’ül mennan keşfederek tespit etmiştir. Bundan dolayıdır ki eskiden Kızlar Manastırı olan bu yere câmii, medrese inşâ edilerek tekkeyi de Pîr Sünbül Efendi Hazretleri’ne tevdî kılmışlar ve bu zât-ı âli burayı her bakımdan mâmur eylemiştir. İstanbul’un Kerbelâ’sı Sünbül Sinan Tekkesi’dir. Mekke-i Mükerreme’si Fatih Câmii ve civârı Medine-i Münevvere’nin şubesi de Eyüp Sultan Câmii ve semti kabul edilmiştir. İstanbul’un fethinden günümüze kadar 10 Muharrem’de Sünbül Sinan Tekkesi’nde Kerbelâ şehitleri ve Hazret-i Hüseyin(ra) Efendimiz’e mevlîd-i şerîf ve duâ merâsimi tertip edilmektedir. Elhamdülillah günümüze kadar bu iş devam etmiştir ve Allah’ın izn ü inâyetiyle devam edecektir.
Çifte Sultanlar türbesi, Kocamustafapaşa Sümbül efendi camii avlusunda bulunmaktadır. İmam Ali'nin torunu Hz.Hüseyin efendimizin sevgili kızları Fatima ve Sakine 'nin mezarıdır. Bu iki ehlibeyt'in hayatını özellikle okumanızı rica ediyorum. Bunların mezarını 14 Asır önce Sümbül Efendi bulmuştur. Türbenin sağ tarafında bir çınar ağacı vardır, bu ağacın bir gecede kuruduğunda rivayet edilmektedir.
Sünbülefendi Camii’nin sürekli ziyaret edilen yerlerinden biri de Çifte Sultanlar türbesidir. Hz. Hüseyin’in kızları Fatıma ve Sakine’nin burada yattıklarına inanılır… Peygamber torunlarının kabirlerinin, Sümbül Efendi'nin keşfiyle tespit edildiği söylenir… Sümbül Efendi, vefatından sonra çifte sultanların ayak uçlarına; fakat daha alçak bir seviyede defnedilmesini vasiyet etmiş. Fotoğrafta da görüldüğü gibi vasiyeti aynen gerçekleştirilmiş… Çifte Sultanlar türbesiyle ilgili değişik rivayetler bulunuyor. Bir rivayete göre, Fatıma ve Sakine, Emevi zulmünden dolayı memleketlerini terk etmeye karar verirler. İstanbul’u fethetmek üzere gelen ashab-ı kiram ile birlikte orduya hizmet ederek buraya gelip, kabirlerinin bugünkü bulunduğu yerde ikamet ederler. Dönemin Rum tekfuru bu iki kardeşi, iki oğluna almak ister ve cevap vermeleri için kırk gün mühlet verir. Onlar da bu işe razı olmazlar, bu müddet zarfında canlarını alması için Allah’a yakarırlar. Duaları kabul olur ve kırk gün sonunda vefat ederler. Onlarla beraber bulunan, Hz. Cabir’in eşi Daye Hatun tarafından gaslolunarak bugünkü türbelerinin bulunduğu yere defnedilirler. Bir başka rivayete göre de Kerbela Savaşı’ndan sonra, bu iki kardeş, esir pazarlarında satılarak Bizans’a kadar gelirler. İslam büyüklerinin kızları olduğu anlaşılınca, buradaki manastıra konulurlar. İmparatorun kızı Katerina onlarla yakından ilgilenip Hıristiyan olmalarını isterken, iki kardeşten etkilenerek, kendisi Müslüman olur ve Sıdıka ismini alır. Hem Daye Hatun hem Katerina yani Sarı Sıdıka, Koca Mustafa Paşa Camii avlusunda, Çifte Sultanlar’ın yakınında medfundur. Üçüncü rivayete göreyse türbenin yeri gerçek kabir değil makamdır. Çifte Sultanların yattığı açık türbe, bugünkü haliyle 2. Mahmut tarafından yaptırılmış. Taştan örme kaideye oturan tunçtan zarif parmaklıklar, tepede birleşip kubbe şeklini alıyor. Kubbenin tepe noktasında da “Maşaallah” yazan bir alem bulunuyor. Osmanlı zamanında çeşitli tarikat mensuplarının katılımıyla her yıl muharrem ayının onunda burada merasimler tertip edilirmiş. Günümüzde de bu gelenek devam ediyor. Muharrem ayının onunda sabahtan itibaren Kocamustafapaşa'ya gelen mü’minler, Çifte Sultanları ziyaret ediyor. Kur'an'lar, mevlitler, kasideler, ilahiler okunuyor, aşûre dağıtılıyor.