
Nuruosmaniye Camii
location_onFatih / İstanbul · Camii · Tarihi Yer · 11290 değerlendirme
Giriş ÜcretsizBilgiler
Açıklama
Nuruosmaniye Camii Nedir? Osmani ve Nuruosmani adlarıyla da bilinen ve "Osmanlı'nın nuru" anlamına gelen Nuruosmaniye Camii, İstanbul’un en önemli ticaret merkezlerinden Kapalıçarşı’nın girişinde yer alır. Osmanlı mimarisinde Batı (Barok ve Rokoko) etkisinin görülmeye başladığı dönemin en önemli simgelerinden biri olan külliye; klasik Osmanlı formu ile Avrupa'nın mimari detaylarının kusursuz bir sentezi olması nedeniyle 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiştir. Tarihçesi Külliyenin yapımına 1748 yılında Sultan I. Mahmut döneminde başlanmış ve mimar Mustafa Ağa gözetiminde yürütülen inşaat, 1755 yılında Sultan III. Osman döneminde tamamlanmıştır. 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı ile artan diplomatik, kültürel ve ticari ilişkilerinin başkentteki en somut yansımalarından biridir. Külliyenin Yapısı ve Müştemilatı Nuruosmaniye Külliyesi; iki kapılı geniş bir dış avlu ile çevrilidir. Yapı topluluğu içerisinde caminin yanı sıra; Medrese İmaret Kütüphane Türbe Muvakkithane (muvakkit odası) Sebil ve çeşmelerin yanı sıra çevresinde dükkânlar ve bir han yer almaktadır. Mimari Özellikleri ve Sanat Detayları İç Avlu Planı: Barok üslûbun etkisiyle şekillenen caminin iç avlusu, klasik plan esasından bütünüyle ayrılır; yarım daire şeklindeki 12 sütun üzerine oturan 14 kubbesi bulunmaktadır. Geniş Kubbe ve Pencereler: Kare plan üzerine inşa edilen caminin mihrabı çıkıntılıdır. Duvarlar üzerine oturan kemerlerin taşıdığı geniş kubbeli iç mekân, beş sıra halinde düzenlenen toplam 174 adet Barok stilindeki alçı pencereyle aydınlatılır. Hat Sanatı Eserleri: Kubbe kemerlerinin bitiminde bir kuşak halinde Fetih Suresi yazılıdır. Dış taraftaki ayetler Yedikulelizâde Seyyid Abdülhalim’e, celi hatlar ise Bursalı Müzehhib Ali Ağa ile Kâtipzâde Mehmed Refi Efendi’ye aittir.

Ziyaret Bilgileri
Çalışma Saatleri
Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Nuruosmaniye Camii, Tarihi Yarımada’da Kapalı Çarşı’nın Nuruosmaniye kapısının hemen yanı başında tüm zarafetiyle yükselen, Osmanlı mimarisinin Barok ve Rokoko üslubundaki en önemli ve ilk büyük şaheserlerinden biridir. 18. yüzyılda Sultan I. Mahmud döneminde başlanıp Sultan III. Osman döneminde tamamlanan bu eşsiz yapı, geleneksel Osmanlı cami mimarisini Batı estetiğiyle mükemmel bir dengede buluşturur. Yüksek bir platform üzerine inşa edilen cami, geniş ve dairesel avlusu, zarif mermer işçilikleri ve gökyüzüne doğru süzülen ince minareleriyle adım attığınız ilk andan itibaren hayranlık uyandırır. Caminin içerisine adım attığınızda sizleri karşılayan ferahlık ve aydınlık atmosfer, yapının mimari dehasını gözler önüne serer. Devasa pencerelerden içeri süzülen doğal ışık, kubbe altındaki muazzam hat yazılarını ve ince detayları parıldatarak yapıya "Osmanlı'nın Nur-u" unvanını tam anlamıyla kazandırır. Kapalı Çarşı'nın dinamik ve kalabalık havasından çıkıp bu tarihi avlunun sessizliğinde soluklanmak, İstanbul’un çok katmanlı kültürünü ve estetik anlayışını hissettiren büyüleyici bir deneyim sunar. Hem tarih meraklıları hem de mimari zarafete tanıklık etmek isteyenler için İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken en özel duraklardan biridir.
Nuruosmaniye Camii, Fatih’te, Kapalıçarşı’nın Doğu kapısının hemen yanında yükselen ve Osmanlı mimarisinde Klasik dönemden Barok döneme geçişin ilk ve en ihtişamlı anıtsal örneği kabul edilen 18. yüzyıl başyapıtıdır. Sultan I. Mahmud döneminde inşasına başlanan ve Sultan III. Osman döneminde (1755) tamamlanan yapı, adını hem banisinden hem de "Osmanlı'nın Nuru" anlamına gelen aydınlık mimarisinden almaktadır. Caminin en belirgin mimari özelliği, Osmanlı cami mimarisinde bir devrim niteliği taşıyan at nalı formundaki iç avlusu ve duvarlarında yer alan 170’den fazla penceresidir. Bu pencereler sayesinde iç mekân, dönemin diğer camilerine kıyasla büyüleyici bir doğal ışıkla dolmaktadır. İç mekânı süsleyen Barok mermer oymaları, kavisli hatlar, dönemin ünlü hattatlarının elinden çıkan celi sülüs yazılar ve görkemli kütüphane binası, yapının tarihsel ve sanatsal değerini zirveye taşır. Konum ve çevre dokusu bakımından değerlendirildiğinde cami, İstanbul’un en canlı ticaret ve kültür aksının merkezinde yer alır. Bir tarafı Kapalıçarşı’ya, diğer tarafı Cağaloğlu ve Çemberlitaş’a açılan konumuyla tarihi çarşı kültürünü deneyimlemek isteyen ziyaretçiler için harika bir duraktır. Avlusundaki ağaçlı alan ve mermer şadırvan çevresi, tarihi yarımadanın hareketliliği içinde huzurlu bir mola imkânı sunar. Ulaşım imkânları açısından T1 Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı’nın "Çemberlitaş" durağına yalnızca birkaç dakikalık yürüme mesafesindedir. Sirkeci, Sultanahmet ve Beyazıt aksının ortasında bulunması sebebiyle toplu taşımayla son derece rahat bir şekilde erişilebilir. Eksileri ve olumsuz yanlarına bakıldığında; Kapalıçarşı girişinde bulunması nedeniyle günün her saatinde oldukça yoğun bir insan sirkülasyonuna ve gürültüye maruz kalması gösterilebilir. Ayrıca Tarihi Yarımada’nın araç trafiğine kapalı ve dar sokaklarla çevrili alanında yer alması sebebiyle özel araçla gelen ziyaretçiler için otopark imkânı oldukça kısıtlıdır. Yine de Nuruosmaniye Camii; sıradışı Barok estetiği, ışık dolu iç mekânı ve köklü tarihiyle İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken en nitelikli mimari eserlerden biridir.
Osmanlı Barok Mimarisi üslubuyla inşa edilmiş bir camidir. Çevresinde yürüyerek ulaşabileceğiniz bir çok tarihi yapı bulunmaktadır. Günübirlik geziler ve tarihî yapı fotoğrafçılığı için mükemmel bir bölgedir.
Batı tarzı rokoko ve barok Örneklerin kullanıldığı ilk osmanlı camisi bu açıdan önemli ve içeriside gayet güzel tek bir giriş var kapalı çarşı girişinden
Kapalıçarşı’nın Nuruosmaniye kapısından çıktığınızda sizi karşılayan, İstanbul’un en zarif yapılarından biri. Klasik Osmanlı mimarisinden farklı olarak Barok tarzıyla inşa edilmiş olması, camiye inanılmaz bir estetik ve ferahlık katıyor. Özellikle o meşhur yarım ay şeklindeki geniş avlusu, şehrin kalabalığında insana nefes aldıran çok huzurlu bir nokta. İçeriye girdiğinizde devasa pencerelerden süzülen ışık, içeriyi çok aydınlık ve ferah kılıyor. Mermer işçiliği ve kalem işleri gerçekten göz kamaştırıcı. Hem tarihi dokusunu hissetmek hem de o muazzam kubbenin altındaki huzuru yaşamak için mutlaka uğranması gereken, İstanbul’un en özel miraslarından biri. Çarşı gezinize kısa ama etkileyici bir ara vermek için ideal.