
Merkez Efendi Türbesi
location_onZeytinburnu / İstanbul · Türbe · 137 değerlendirme
Bilgiler
Açıklama
Merkez Efendi Kimdir? Asıl adı Musa Muslihuddin (Mûsâ b. Mustafa b. Kılıç) olan Merkez Efendi, 15. ve 16. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nde yaşamış büyük bir hekim, İslam âlimi ve mutasavvıftır. 1463 (bazı kaynaklara göre 1460) yılında Denizli'nin Sarımahmudlu köyünde doğmuş, 1552 yılında İstanbul'da vefat etmiştir. Halvetiyye tarikatının Sünbüliyye koluna mensup olan Merkez Efendi, tıp ve dini ilimlerdeki derin vukufiyetiyle Kanuni Sultan Süleyman devrinin en saygın şahsiyetleri arasında yer almış ve özellikle halk hekimliği alanındaki katkılarıyla tanınmıştır. Hayatı ve Katkıları İlmi Eğitimi ve Medrese Yılları: İlk eğitimini memleketinde tamamladıktan sonra Bursa ve İstanbul medreselerinde dönemin önde gelen müderrislerinden tefsir, hadis, fıkıh gibi nakli ilimleri tahsil etmiş, bunun yanı sıra kapsamlı bir tıp eğitimi görmüştür. Manisa Hizmeti ve Mesir Macunu: Mürşidi Sünbül Sinan Efendi'nin tavsiyesiyle Manisa'ya giderek Yavuz Sultan Selim'in eşi Hafsa Valide Sultan'ın yaptırdığı bimarhanenin (şifahane) başına geçmiştir. Burada hastaları şifalı bitkilerle tedavi eden Merkez Efendi, kırk bir çeşit baharat ve ottan meydana getirdiği ve günümüzde her yıl festivali düzenlenen meşhur mesir macununun mucidi kabul edilir. Tasavvufi Önderliği ve Dergâh Hizmeti: Şeyhi Sünbül Efendi'nin 1529 yılındaki vefatı üzerine İstanbul'a gelerek Koca Mustafa Paşa Tekkesi meşihatını üstlenmiştir. Daha sonra sur dışındaki tenha Mevlevihane Yenikapısı (günümüzdeki Merkezefendi) mevkisinde münzevi bir tekke ve çilehane tesis ederek irşad faaliyetlerini sürdürmüştür. Toplumsal Rolü ve Şahsiyeti: Zayıfları, hastaları ve yoksulları gözetmesi, derin ahlakı ve riyadan uzak tavrıyla dönemin şeyhülislamı Ebüssuûd Efendi'nin ve saray erkanının yüksek takdirini toplamıştır. Türbesi Merkez Efendi Türbesi, İstanbul'un Zeytinburnu ilçesi Merkezefendi Mahallesi'nde, Merkez Efendi Camii avlusunda yer almaktadır. Merkez Efendi 1552 yılında vefat ettikten sonra tekkesinin avlusuna defnedilmiş; kabrinin üzerine Yavuz Sultan Selim'in kızı Şah Sultan tarafından bir türbe yaptırılmıştır. Zamanla harap olan yapı, 1836-1837 yıllarında Sultan II. Mahmud tarafından yeniden inşa ettirilmiştir.

Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan Merkez Efendi Türbesi, Osmanlı'nın önemli mutasavvıflarından Şeyh Musa Muslihiddin Efendi'nin (Merkez Efendi) ebedî istirahatgâhıdır. Şifalı mesir macununun mucidi olarak da bilinen bu tarihî yapı, Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi Şah Sultan tarafından 16. yüzyılda yaptırılmış ve 1837'de Sultan II. Mahmud tarafından yenilenmiştir. Ziyaret Saatleri: Haftanın her günü 08:30 ile 22:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.
Asıl adı Musa'dır. Merkez Efendi hazretleri tıp, tefsir ve daha pek çok alanda eğitimli ve bilgisini konuşturan biri olarak dikkat çekmektedir. Sultan Süleyman ile yakından tanışıktır. Lakabı ise Merkez Muslihuddin'dir. İlkögrenimini Denizli'de tamamladıktan sonra giderek devrin en önemli âlimlerinden biri olmuştur. Ayasofya Camii'nde vaazlar vermiștir. Merkez Efendi'nin Manisa Sultan Cami Medresesi'nin başhekimliğini yaptığı ve Hafsa Sultan'ın nedeni anlaşılamayan bir hastalığa yakalandığı sırada karışımından olușan bir macun yaparak Sultan'ın sağlığına kavuşmasını sağladığı belirtilir. Mesir Macunu ismiyle günümüze kadar gelen bu şifalı karışım, her yıl nevruz haftasında Sultan Camii'nden halka saçılır. Bu gelenek günümüze kadar devam etmektedir. Vefat tarihi olan 1551/52 yılına kadar bu görevini ifa eden șeyh, 1514 yılında temelleri atılan Zeytinburnu ilçesi, Merkez Efendi Camisi içerisinde defnedilmiştir.
Merkezefendi Camii ve türbesi gerçekten çok özel bir atmosfere sahip. Maneviyatı insanı derinden etkiliyor; içeri girdiğiniz anda huzur hissi oluşuyor. Hem ibadet etmek hem de biraz içsel dinginlik bulmak için harika bir yer. Ayrıca burası sadece bir camii değil, aynı zamanda önemli bir tarihi miras. 16. yüzyılda yaşamış olan Merkez Efendi’ye ithafen yapılan bu camii, Osmanlı döneminin izlerini taşıyor. Merkez Efendi, özellikle tıp alanındaki çalışmaları ve meşhur “mesir macunu” ile tanınan önemli bir şahsiyet. Tarihi dokusu, sade ama etkileyici mimarisi ve huzurlu ortamıyla İstanbul’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. 🌿🕌
Osmanlılar zamânında İstanbul'da yetişen büyük velîlerden. İsmi Mûsâ olup, Merkez Muslihuddîn lakabıyla meşhûr oldu.Denizli'nin Sarhanlı köyünde, 1463 (H.868) senesinde doğdu. 1551 (H.959) senesinde İstanbul'da vefât etti. Mûsâ Efendi, küçük yaşlarda ilim öğrenmeğe başladı. Kuvvetli bir zekâsı ve ilim öğrenmeye aşırı bir hevesi vardı. Önce kendi memleketinde, sonra Bursa ve İstanbul'daki medreselerde tahsîl yaparak; tefsîr, hadîs, fıkıh ve tıb ilminde yetişti. Kâdı Beydâvî Tefsîri'nin büyük bir kısmını ezberledi. Medrese tahsîline devâm ettiği sıralarda tekkelere gidip, oralardaki âlimlerin sohbetlerine katılırdı. Onların feyz ve bereketlerine kavuştukça, rûhunda bir rahatlama, nefsinde bir ezilme olduğunu görerek sevinirdi. Otuz yaşına geldiğinde, medrese tahsîlini bitirdi. Çevresinde sayılan bir âlim oldu. İlimdeki yüksekliğini, zamânının âlimleri tasdîk ettiler. Nitekim, Şeyhulislâm Ebüssü'ûd Efendi'nin hürmet ve muhabbetini kazandı. Mûsâ Efendi, Koca Mustafa Paşa'daki bir tekkede şeyhlik yapan Sünbül Sinân hazretlerinin şöhretini işitti. Fakat bâzı kimselerin onun hakkında yaptıkları dedikodular sebebiyle, bir türlü gidip sohbetine katılamamıştı. Bir gün rüyâsında Sünbül Efendinin, kendi evine geldiğini gördü. Sünbül Efendiyi içeri koymamak için hanımı ile kapının arkasına pek çok eşyâ dayadılar ve üzerine de oturdular. Fakat Sünbül Efendi kapıyı zorlayınca, kapı arkasına kadar açıldı ve arkasındakiler yere yuvarlandı. Bu sırada uyanan Mûsâ Efendi, yaptığı hatâyı anladı ve sabahleyin Sünbül Sinân hazretlerinin huzûruna gitmeye karar verdi. Sabahleyin Sünbül Sinân'ın câmiine gidip vâz ettiği kürsînin arkasına o görmeden oturdu. Sünbül Sinân, vâz esnâsında Tâhâ sûresinin bâzı âyet-i kerîmelerini tefsîre başladı.Tefsîrden sonra; "Ey cemâat! Bu tefsîrimi siz anladınız. Hattâ Mûsâ Efendi de anladı." buyurdu.Sonra aynı âyet-i kerîmeleri daha yüksek mânâlar vererek tefsîr ettikten sonra tekrâr; "Ey cemâat! Bu tefsîrimi siz anlamadınız, Mûsâ Efendi de anlamadı." buyurdu. Mûsâ Efendi, hakîkaten bu anlatılanlardan bir şey anlamamıştı. Sünbül Sinân hazretleri, o gün Tâhâ sûresini yedi türlü tefsîr etti. Mûsâ Efendinin kürsî arkasında olduğunu, zâhiren görmediği hâlde anlamıştı. Vâz bitti, namaz kılındı, herkes câmiden çıktı. Sâdece Sünbül Efendi kalınca, Mûsâ Efendi huzûruna varıp elini öptükten sonra af diledi. Sünbül Efendi de: "Ey Muslihuddîn Mûsâ Efendi! Biz seni genç ve kuvvetli bir kimse sanırdık. Meğer sen de hanımın da çok yaşlanmışsınız. Akşam bizi kapıdan içeri sokmamak için gösterdiğiniz gayrete ne dersiniz? Fakat neticede kapı açıldı ve ikiniz de yere yuvarlandınız!" buyurunca, Mûsâ Efendi iyice şaşırdı. Pek çok özürler dileyerek ağlamaya başladı, affının kabûlü ve talebeliğe alınması için istekte bulundu. Sünbül Efendi, onu kabûl ettiğini, dergâhta hizmete başlamasını söyledikten sonra; "Artık Allahü teâlânın zâtı ve sıfatları hakkında mârifet sâhibi olmak zamânıdır." buyurdu. Bundan sonra Mûsâ Efendi hergün Sünbül Sinân'ın dergâhına gelip, ondan ders almağa ve hizmete başladı. Bir gün Sünbül Efendi, sohbet esnasında Mûsâ Efendiye; "Âlemi sen yaratsaydın, nasıl yaratırdın?" diye sordu. Mûsâ Efendi; "Bu mümkün değil! Ama mümkün olsaydı, her şeyi merkezinde bırakırdım. Âlem öyle bir tatlı nizâm içinde ki, buna bir şey ilâve etmek veya bir şeyi eksiltmek düşünülemez." dedi. Sünbül Efendi bu cevap üzerine; "Âferin Mûsâ Efendi! Demek her şeyi merkezinde bırakırdın. Öyleyse bundan sonra ismin Merkez Muslihuddîn olsun." dedi. Böylece Mûsâ Efendi, Merkez Efendi ismiyle meşhur oldu.
1463 Yılında Denizli Doğumlu Asıl Adı Musa Musluhiddin Olan Merkez efendi İlk öğrenimini Manisa’da tamamlamış Daha Sonra İstanbul’a gelerek Hızır Veliyüddin ve Mevlana Ahmet Paşadan Dersler almıştır. Müderrislik İçin Bursa ,Karaman Amasya’ya Gitmiş ve Halvetiye Tarikatı icazetini Almıştır. Daha Sonra İstanbul’a Dönmüş ve Sümbül Efendi HZ Halifelik almış ve Bursa Dergahını Kurmuş Dönemin En Önemli Allah Dostlarındandır . 1522 Yılında Yavuz Sultan Selimin Eşi Kanuni Sultan Süleyman’ın Annesi Ayşe Hafsa Sultan hastalanınca Dönemin Hekimi Merkez efendi 41 Çeşit Baharatı karıştırarak elde edilen ürünü Sultana Yedirdi ve Belli bir süre sonra İyileşen hafsa Sultan Bu macunu her yıl aynı dönemde üretilerek Halka Saçılmasını Buyurdu Ve o Dönemden Buğüne kadar Her Daim Devam Eden Bir Güzel Osmanlı Geleneği olarak kaldı . Allah Şefaatlerine nail eylesin inşallah 💚💐🌷