
Hz. Cabir R.A.
location_onFatih / İstanbul · Türbe · 42 değerlendirme
Açıklama
Hz. Cabir b. Abdullah Kimdir? Câbir b. Abdullah el-Ensârî (yaklaşık 607 – 697), İslâm peygamberi Hz. Muhammed sav'in ashabından olup Medine'nin Hazrec kabilesine mensuptur. Babası, Uhud Gazvesi'nde şehit düşen ilk sahâbîlerden Abdullah b. Amr b. Harâm'dır. Câbir b. Abdullah, İslâm tarihinde binden fazla hadis nakleden sahâbîleri ifade eden "müksirûn" zümresinde yer almış ve Medine'de en son vefat eden sahâbî olarak İslâm ilim tarihinde çok seçkin bir yer edinmiştir. Hayatı ve Katkıları İslâm'a Girişi ve Gençliği: Küçük yaşta babası ile birlikte İkinci Akabe Biatı'na katılarak yetmiş kişilik heyetin en genç üyelerinden biri olmuştur. Babasının Uhud Gazvesi öncesinde geride kalan kalabalık kız kardeşlerine bakma görevini kendisine bırakması ve ardından şehit olması sebebiyle Bedir ve Uhud savaşlarına fiilen katılamamıştır. Gazve ve Seferler: Uhud'un hemen ertesi günü Hz. Peygamber'den özel müsaade alarak Hamrâülesed Seferi'ne iştirak etmiş; ardından Hendek ve Hayber başta olmak üzere Hz. Peygamber'in maiyetinde 19 gazvede yer almıştır. Hudeybiye'de Bey'atürrıdvân'a katılmış, Hz. Peygamber'in vefatından sonraki dönemde Şam'ın fethinde ve çeşitli askerî harekâtlarda bulunmuştur. İlmî Faaliyetleri ve Hadis Mirası: Hz. Peygamber'den 1540 hadis rivayet ederek en çok hadis rivayet eden sahâbîler arasına girmiştir. Mescid-i Nebevî'de geniş bir ders ve fetva halkası kurmuş, Tâbiîn nesline hadis ve fıkıh ilmini aktarmıştır. Hatta tek bir hadisin doğrulanması uğruna Medine'den Şam'a kadar bir aylık meşakkatli bir deve yolculuğu yapmış ve hadis ilminde ilim tahsili için seyahatin (rihle) en belirgin örneklerinden birini sergilemiştir. Türbesi İstanbul ili Fatih ilçesi Ayvansaray semtinde bulunan, Bizans döneminden kalma ve fetihten sonra camiye dönüştürülen Atik Mustafa Paşa Camii (Hazreti Cabir Camii) içerisinde, mihrabın sağ tarafında yer alan hücrede bir sanduka ve makam-türbe bulunmaktadır. Kapısı üzerinde Osmanlıca "Hâzâ makam-ı merkad-i Câbir b. Abdullah el-Ensârî" yazısı yer alır. Tarihî kaynaklara göre Câbir b. Abdullah İstanbul kuşatmalarına fiilen katılmamış, 697 yılında Medine'de vefat ederek Cennetü'l-Baki'ye defnedilmiştir; Ayvansaray'daki bu yapı ise sahâbînin aziz hatırasına hürmeten tahsis edilmiş bir makam-türbedir.

Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Hazret-i Câbir şöyle anlatır: Biz Hendek Savaşı gününde siper kazıyorduk. Önümüze son derece sert bir kaya çıktı. Sahâbîler, Hazret-i Peygamber’e gidip: “–Kazmakta olduğumuz hendekte önümüze sert bir kaya çıktı.” dediler. Rasûl-i Ekrem Efendimiz: “–Ben hendeğe ineceğim.” buyurdu, sonra ayağa kalktı, açlıktan karnına taş bağlamıştı. Biz üç gün müddetle yiyecek hiçbir şey tatmaksızın orada kalmıştık. Hazret-i Peygamber kazmayı eline aldı ve sert kayaya vurdu, o kaya un ufak olup kum yığınına döndü. Ben: “–Yâ Resûlallâh! Eve gitmeme izin veriniz!” dedim. Eve varıp zevceme: “–Allâh Resûlü’nü dayanılmayacak bir hâlde gördüm, yiyecek bir şey var mı?” diye sordum. Zevcem: “–Biraz arpa ile bir de oğlak var.” dedi. Oğlağı kestim, arpayı da öğüttüm. Eti tencereye koyduk. Ekmek pişip tencere de taşlar üzerinde kaynamakta iken Resûlullâh’a gittim: “–Ey Allâh’ın Resûlü! Birazcık yemeğim var, bir-iki kişiyle berâber bize buyrun.” dedim. Resûl-i Ekrem Efendimiz: “–Yemek ne kadar?” diye sordu. Ben de olanı söyledim. Bunun üzerine: “–Hem çok hem de güzel. Hanımına söyle, ben gelinceye kadar tencereyi ateşten indirmesin, ekmeği de fırından çıkarmasın!” buyurdu. Sonra ashâbına: “–Ey Hendek ehli! Câbir bize ziyâfet hazırlamış, haydi buyrun!” diye yüksek sesle nidâ etti. Oradakiler hep birlikte kalktılar. Ben telâşla zevcemin yanına koşup: “–Vay başımıza gelenler! Peygamberimiz, yanında Muhâcirler, Ensâr ve berâberlerindekilerle geliyor.” dedim. Hanımım ise: “–Allâh Resûlü sana ne kadar yemeğimiz olduğunu sordu mu?” dedi. Ben: “–Evet.” dedim. Bunun üzerine: “–O hâlde telâşlanma, O senden daha iyi bilir.” dedi. Bir müddet sonra geldiklerinde, Resûl-i Ekrem Efendimiz sahâbîlerine: “–Birbirinizi sıkıştırmadan giriniz!” buyurdu. Onar onar girdiler. Efendimiz ekmeği koparıyor, üzerine et koyuyor ve her defâsında tencereyi ve fırını kapatıyor, ondan aldığını ashâbına veriyordu. Sonra yine aynısını yapıyordu. Gelenler bin kişi idiler. Oradakilerden hepsi doyuncaya kadar, ekmeği koparıp üzerine et koymaya devâm etti. Netîcede bir miktar yiyecek de arttı. Allâh Resûlü, zevceme dönerek: “–Bunu ye, komşularına da ikrâm et, çünkü açlık insanları perişan etti!” buyurdu.
Piril piril tertemiz bir cami huzur dolu bir makam
Peygamberimize sallallâhu aleyhi ve selleme ve onun bütün ashabına ehli beynine Rabbimin ilmi kadar selam olsun🌷🤍
Allahim tekrar ziyareti nasip eyle nasil huzurlu nasil huzurlu tavsiyemdir
Açık ama ezan okumasına az kalan camiyi açıyorlar türbeyi ziyaret edebilirsiniz çünkü tadilat Yeni bitti avlu kapali peyzaj işlemi bitince açacaktır