
Hz. Ebu Zer El Gifari R.A.
location_onFatih / İstanbul · Türbe · 69 değerlendirme
Bilgiler
Açıklama
Hz. Ebu Zer El Gifari R.A. Kimdir? Ebû Zer el-Gıfârî (asıl adının çoğunlukla Cündeb b. Cünâde olduğu kabul edilir; doğum tarihi bilinmemekte olup vefatı miladi Temmuz 653 / Hicri 32'dir), İslâm dinini ilk kabul eden sahâbîlerdendir ve kaynaklara göre ilk Müslüman olan beşinci veya altıncı kişidir. Benî Gıfâr kabilesine mensup olan Hz. Ebû Zer, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) en sadık yol arkadaşlarından biri olmuş; dünyaya ve mala iltifat etmeyen zühdü, doğruluğu ve haksızlıklara karşı açık sözlülüğü ile İslâm tarihinin en mümtaz şahsiyetleri arasında yer almıştır. Hayatı ve Katkıları İslâm'ı Kabulü ve İlk Tebliği: İslâm öncesinde dahi putperestliği reddeden Ebû Zer, Mekke'de Peygamber Efendimiz ile görüşerek Müslüman olmuş ve inancını Kâbe avlusunda açıkça ilan eden ilk sahâbîlerden biri olmuştur. Ardından Peygamberimizin talimatıyla kendi kabilesi Benî Gıfâr'a dönmüş ve kabilesinin büyük kısmının İslâm'a girmesini sağlamıştır. Medine Dönemi: Medine'ye hicret ettikten sonra Mescid-i Nebevî'de Suffe ashâbı arasında bulunmuş, Hz. Peygamber'in ilmî ve manevî terbiyesinde yetişmiştir. Resûlullah'ın bazı gazveler sırasında kendisini Medine'de vekil olarak bıraktığı kaynaklarda geçmektedir. Savaşlar ve Seferler: Hendek Gazvesi'nden itibaren Hz. Peygamber'in yanında seferlere katılmış, Mekke'nin fethinde kendi kabilesinin sancağını taşımıştır. Dört Halife döneminde Suriye, Mısır ve Kıbrıs fetihlerine iştirak etmiştir. İlmî Katkısı: Hz. Peygamber ile uzun yıllar yakın münasebet içinde bulunması sebebiyle sünnetin aktarılmasında önemli rol oynamış, kendisinden 281 hadis-i şerif rivayet edilmiştir. Zühd ve Takva Anlayışı: Dünya malı biriktirmeye karşı çıkışı, ihtiyaç fazlasının yoksullarla paylaşılması konusundaki hassasiyeti ve sade yaşam tarzıyla İslâm düşüncesinde zühdün ve sosyal adaletin simge isimlerinden biri olmuştur. Ömrünün son yıllarını Medine yakınlarındaki Rebeze çölünde inzivada geçirmiş ve orada vefat etmiştir. Türbesi İstanbul Fatih ilçesi Ayvansaray Mahallesi Albayrak Sokak'ta yer alan bu yapı, tarihî ve dinî kaynaklara göre asıl defin yeri değil, Hz. Ebû Zer el-Gıfârî adına ihdas edilmiş bir makam-türbedir (tarihî kabri Suudi Arabistan'daki Rebeze mevkiindedir). İstanbul'un fethine niyetlenen sahâbelerin hatırasına hürmeten, 1716 yılında Sadrazam Şehit Ali Paşa tarafından görülen bir rüya vesilesiyle ihya edilmiş ve bitişiğine bir mescit yaptırılmıştır. Zamanla harap olan yapı 1812 yılında Sultan II. Mahmud'un validesi Nakşidil Sultan tarafından kesme taştan yenilenmiş, 1996 yılında ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek bugünkü durumuna getirilmiştir.

Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
PEYGAMBERİMİZİN AD VERDİĞİ BİR SAHABE: Kendisine Ebu Zer adını peygamberimiz vermiştir. Çevik ve atılgan bir sahabedir. Muhtemelen Medine yakınlardaki Rebeze kasabasında 652'de vefat etmiştir. Burada makam kabri vardır. Belki de Eyüp Sultan hazretleri gibi burada bulunup şehit olmayı çok isteyen bir şahabeydi. "Ashâbım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.”
Ebû Zer Gıfâ’ri, Hazreti Ali’yi takip edip, onunla birlikte Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) mübârek yüzünü görmekle şereflendi. Ve hemen “Esselâmü aleyküm” diyerek selâm verdi. Bu selâm İslâm’da verilen ilk selâm ve Ebû Zer Gıfârî de ilk selâmlayan kimse oldu. Peygamber efendimiz ( aleyhisselâm ) selâmına cevap verip, “Allahın rahmeti üzerine olsun” buyurdu. Peygamberimiz ( aleyhisselâm ), “Sen kimsin?” diye sorunca ben Gıfâr kabilesindenim dedi. “Ne zamandan beri buradasın?” buyurdu. Üç gün üç geceden beri buradayım. “Seni kim doyurdu?” buyurunca Zemzem’den başka bir yiyecek, içecek bulamadım. Zemzemi içtikçe hiç açlık ve susuzluk duymadım, dedi. Peygamberimiz ( aleyhisselâm ), “Zemzem mübârektir. Aç olanı doyurur.” buyurdu. Bundan sonra Ebû Zer Gıfârî, Peygamberimize ( aleyhisselâm ) bana İslâmı bildir dedi. Peygamberimiz ( aleyhisselâm ) Ona Kelime-i şehâdeti okudu o da söyleyip, müslüman oldu. O ilk müslüman olanların beşincisidir.
Tarihi İstanbul Kara Surları’nın hemen yakınında bulunan Ebû Zer El-Gıfari Camii ve Türbesi İstanbul’un çok bilinmeyen ama manevi atmosferi güçlü küçük camilerinden ve türbelerinden biri. Ayvansaray semtindeki bu mütevazı yapı, 1716 yılında Sadrazam Şehit Ali Paşa tarafından yaptırılmış ve daha sonra Nakşidil Valide Sultan tarafından yeniden inşa ettirilmiş. Caminin en dikkat çekici özelliği, avlusunda Ebû Zer el-Gıfârî adına yapılmış bir makamın bulunması. Rivayete göre caminin yapılmasına Ali Paşa’nın gördüğü bir rüya vesile olmuş. Gerçek kabri Medine yakınlarında olsa da burada sahabeye atfedilen bir hatıra makamı bulunması mekâna ayrı bir manevi değer katıyor. Sade mimarisi, küçük avlusu ve surlara yakın konumuyla oldukça huzurlu bir atmosfere sahip. Tarihi yarımadada yürüyüş yaparken kalabalık camilerin dışında daha sakin ve tarihi bir ibadet mekânı görmek isteyenler için keşfedilmeye değer bir durak.
Selam olsun erenlere erenlere gönül verenlere Künyesiyle meşhur olduğundan adı âdeta unutulmuştur. Bu sebeple adının Berîr, Büreyr, Yezîd, Yüreyr, babasının adının Seken veya Abdullah olduğu da söylenmektedir. Haram aylar*da bile baskın yapmaktan, yağmacılıktan ve yol kesmekten çekinmeyen Gıfâr kabilesine mensuptur. Müslüman olmadan önce Ebû Zerr'in de yol kesip yağmacılık yaptığı, hatta kabilesinin en atılgan ve gözü pek yağmacılarından olduğu nakledilir. Ancak Gıfâr halkı gibi putlara tapmaz, onlardan nefret ederdi. Bizzat belirttiğine göre İslâmiyet'i kabul etmeden iki üç yıl önce Allah'a ibadet etmeye başladı. Hanîfler'le yakın ilgisi olduğu anlaşılan Ebû Zer, Mekke'de Hz. Peygamber'in bir olan Allah'a inanmaya davet ettiğini duyunca oraya gitti ve birçok güçlükten sonra Resûlullah'ı bularak müslüman oldu. Yine kendisinden nakledildiğine göre Hz. Peygamber Gıfâr kabilesinden birinin gelip müslüman olmasına hayret etmiş, Allah Teâlâ'nın dilediğine hidâyet nasip edeceğini söylemiştir. İlk bedevî müslüman diye bilinen Ebû Zerr'in dördüncü veya beşinci kişi olarak İslâmiyet'i kabul ettiğine dair rivayete göre bu olayın bi'setin ilk yıllarında meydana geldiği söylenebilir. Kâbe'nin yanına giderek Müslümanlığını ilân eden Ebû Zer müşrikler tarafından kıyasıya dövüldü; ancak Abbas b. Abdülmuttalib'in araya girmesiyle ölümden kurtuldu. Ertesi gün yine aynı yerde müslüman olduğunu söyleyip dövülünce Hz. Peygamber onu, kabilesinin halkını İslâmiyet'e davet etmek üzere geri gönderdi ve çağrılmadıkça Mekke'ye gelmemesini istedi. Ebû Zer aldığı emri aynen uyguladı ve gayretleri sayesinde kabile halkının yarısı İslâmiyet'i kabul etti. Bu dönemde onun Kureyş kervanlarına baskınlar düzenlediği, bunlardan kelime-i şehâdet getirenlere mallarını geri verdiği, ele geçirdiği ganimetleri kabilesinden sadece müslüman olanlara dağıttığı rivayet edilmektedir. Ebû Zer Uhud (3/625) veya Hendek (5/627) Gazvesi'nden sonra Medine'ye hicret etti. Ashâb-ı Suffe ile beraber Mescid-i Nebevî'de yatıp kalktığı için her an Hz. Peygamber'in yanında ve hizmetinde bulundu. Hatta ashâb-ı Suffe akşam yemeklerinde zengin sahâbîlerin evlerine dağıtıldığı zaman bile o hep Resûl-i Ekrem'in evine misafir olurmuş bir kabri burda bir kabri medinedir diye rivayet edilir edeple gelen lütüfla döner vesselam
Ebuzer El-Gıffari, ilk müslümanların beşincisidir. Türbesi Ayvansaray'ın biraz içerisinde kalıyor. Gidecekseniz gündüz vakti gitmenizi tavsiye ederim. Detaylı incelemek için paylaştığım görselde ki yazıyı okuyabilirsiniz.