
Bâyezid Camii
location_onFatih / İstanbul · Tarihi Yer · Camii · 7355 değerlendirme
Giriş ÜcretsizBilgiler
Açıklama
Bâyezid Camii Nedir? Bâyezid Camii, İstanbul'un Fatih ilçesindeki Beyazıt Meydanı'nda, Bizans devrindeki Theodosius Forumu'nun bulunduğu alanda yükselen anıtsal bir selâtin camiidir. Sekizinci Osmanlı Padişahı Sultan II. Bayezid tarafından inşa ettirilmiştir. İstanbul'un fethinden sonra Fatih Camii'nden sonra şehre kurulan ikinci büyük selâtin camisi olmakla birlikte, orijinal Fatih Camii 1766 depreminde yıkılıp yeniden yapıldığı için Bâyezid Camii, İstanbul'da özgün mimari yapısını ve bütünlüğünü koruyarak günümüze ulaşabilmiş en eski selâtin camisi kabul edilmektedir. Cami; medrese, hamam, imaret, kervansaray, sıbyan mektebi ve türbelerden meydana gelen geniş Bâyezid Külliyesi'nin merkez yapısıdır. Tarihçesi İnşa Süreci: Caminin yapımına cümle kapısındaki kitâbeye ve tarihi kayıtlara göre 1500-1501 yıllarında başlanmış, inşaat 1505-1506 yıllarında tamamlanmıştır. İlk cuma namazının Sultan II. Bayezid tarafından kıldırıldığı rivayet edilir. Yapının mimarı konusunda arşivlerde Mimar Hayreddin, Mimar Kemâleddin ve Yakub Şah bin Sultan Şah isimleri öne çıkmaktadır. 1509 Depremi ve Mimar Sinan Takviyeleri: 1509 yılında İstanbul'da meydana gelen ve "Küçük Kıyamet" olarak adlandırılan büyük depremde cami ciddi hasar görmüş, kubbe ve kemerleri zedelenmiştir. Daha sonraki yıllarda dönemin başmimarı Mimar Sinan tarafından cami içine takviye kemerler yapılarak bina statik yönden güçlendirilmiştir. Yangınlar ve Onarım Evreleri: 1683 yılındaki yangında minare külahları tutuşmuş, 1743 yılında ise düşen bir yıldırım nedeniyle minarelerden birinin külahı yanmıştır. Çeşitli dönemlerde meydana gelen deprem ve yıpranmalar neticesinde 18. ve 19. yüzyıllarda muhtelif tamiratlar geçirmiştir. Cumhuriyet Dönemi ve 2012-2020 Kapsamlı Restorasyonu: Zamanla yıpranan ve daha önceki restorasyonlarda yapılan uygunsuz çimento uygulamalarından zarar gören cami, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2012 yılında çok kapsamlı bir restorasyona alınmıştır. Yaklaşık 8 yıl süren titiz yenileme ve güçlendirme çalışmalarının ardından 2020 yılı mayıs ayında yeniden ibadet ve ziyarete açılmıştır. Mimari Özellikleri Plan Şeması ve Kubbe Düzeni: Kareye yakın bir harim alanına sahip olan cami, 16,78 metre çapındaki merkezi kubbesini dört büyük filayağı üzerinde taşır. Kubbe mihrap ve giriş yönlerinde birer yarım kubbeyle, yanlarda ise dörder küçük kubbeyle desteklenir. Bu plan düzeni, Ayasofya'nın merkezi mekân şemasının Osmanlı klasik mimarisine geçiş sürecindeki en önemli uygulamalarından biri olarak kabul edilir. Şadırvanlı İç Avlu: Girişte yer alan revaklı avlu, 20 sütun üzerine oturan 25 kubbe ile çevrilidir. Kırmızı porfir, somaki ve mermer sütunlarıyla göz dolduran avlunun merkezinde sekizgen mermer bir şadırvan yer almaktadır. Minareler: Caminin iki minaresi mevcuttur. Bu minareler alışılmışın dışında harim kütlesine doğrudan bitişik olmayıp yan tabhâne (misafirhane) kanatlarının dış köşelerine yerleştirilmiştir ve aralarındaki mesafe yaklaşık 80 metreyi bulur. Minare gövdelerindeki tuğla işçiliği ve geometrik bezemeler erken klasik dönemin özgün motiflerini yansıtır. Hat Sanatı ve Tezyinat: Cümle kapısı, pencereler ve son cemaat yerindeki celî sülüs kitâbeler, dönemin ekol oluşturan büyük hat üstadı Şeyh Hamdullah'ın imzasını taşımaktadır. Mukarnaslı mermer mihrap, ince taş işçilikli mermer minber ve zarafetiyle dikkat çeken hünkâr mahfili yapının öne çıkan iç unsurlarıdır. Hazîre Bölümü: Caminin kıble tarafındaki hazîrede bânisi Sultan II. Bayezid'in türbesi, kızı Selçuk Hatun'un türbesi ve Tanzimat Devri devlet adamlarından Mustafa Reşid Paşa'nın türbesi yer almaktadır.
Olanaklar

Ziyaret Bilgileri
Giriş serbesttir.
Aktif bir ibadethane olduğundan cami adabına uygun kıyafet kuralı uygulanmaktadır. Omuzların ve dizlerin örtülü olması, kadın ziyaretçilerin saçlarını başörtüsüyle kapatması gerekmektedir (girişte gerekirse örtü temin edilebilmektedir). Girişte ayakkabılar çıkarılır. İbadet vakitlerinde namaz kılanları rahatsız etmeyecek şekilde hareket edilmesi ve flaşlı fotoğraf çekilmemesi gerekir.
Çalışma Saatleri
Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
chp yada iyi partili ibb neden belediye yönetmemeli cami restorasyonu ve meydan düzenlemesi 4 sene sürmüştür..koca meydan varken 6 tane wc koca camiye yakışmamış..fatih camiide tarihi camii meydanın altına muhteşem bir wc yapıldı...düşünebilirsin hiç de görmedin mi...
Ecdad ne güzel eserler bırakmış İçeride imamın arkasında hayatınızda görebileceğiniz en büyük el dokuma halısı ve 500 yıllık rengi bile solmamış Çağdaş türkiye hadi aynısını yap yok ama ecdadı her türlü eleştir hiçbir başarınız yok hem de hiçbir alanda yok Hamdolsun şeriatçı ecdadım bilim insanları
Adını da verdiği meydanda bulunuyor. Kendine has ihtişamıyla tarihi yarımadada bulunan diğer camilere göre daha sade bir cami. Etrafında II. Beyazıt’ın türbesi ve önemli kişilerin türbesi yer alıyor. Avlusuna girdiğinizden itibaren manevi bir hava ve huzur doluyor insan. Büyük bir avluya sahip. Ortasında bulunan şadırvan estetik açıdan çok güzel. Caminin içi dışı gibi etkileyici ve muhteşem bir yapısı var. Kubbesiyle birlikte işlemeleri ve yapısı etkileyici. Mutlaka gelip ziyaret edip o manevi havayı almalısınız.
Sultan Bâyezîd’in bir adı da tarihe “Veli Bâyezîd” olarak geçti. Zira Kemal Paşazâde’nin beyanıyla “Aşikâr kerametleri zuhur etmişti.” Namazlarını hiç kaçırmaz, kazaya bırakmazdı. Gece ibadetlerini bile aksatmamaya gayret ederdi. Hayatı boyunca dinin emir ve prensiplerinden ayrılmamaya özen gösterdi. Haramlardan kaçınır, besmelesiz ve abdestsiz adım atmazdı. Dindarlığını ispatlayan en açık delillerinden biri de Bâyezîd Camiinin açılışında yaşanmıştı: Bâyezîd Camii’nin inşaatı 1505 yılında bitmişti. Caminin açılış merasiminden sonra ilk namaza kimin imamlık edeceği mesele olmuştu. Namaz vakti gelinceye kadar da imamlık yapmaya en layık kimse bir türlü tespit edilemedi. Fakat farz namazı kıldıracak bir imama ihtiyaç vardı. Cemaat merak içinde bekliyordu. Sonunda caminin imamı, cemaate dönerek şöyle seslendi: “İçinizde farz namazını hiç kazaya bırakmayan var mı?” Kimseden ses çıkmadı. Neden sonra sessizliğe gömülen kalabalık arasında bir kıpırdanma başladı. Birisi, önündeki insanlardan izin isteyerek ve adeta kalabalığı yararak ilerliyordu. Bu gelen, Sultan II. Bâyezîd’den başkası değildi. Başı önde, son derece mahcup bir vaziyette, imamlık makamına geçti. Herkes hayret ve gıpta ile padişahı izledi. Sultan Bâyezîd, tekbir getirdi. Cemaat de ona uyarak namaza durdu. Nihayet Bâyezîd Camii’nin ilk namazı da böylelikle büyük bir huzur içinde kılınmış, mabedin açılışı tamamlanmış oldu. O günden sonra bu olay, İstanbul’da dilden dile dolaştı. Sultan Bâyezîd manevî derinliğiyle halkın gözünde büyüdükçe büyüdü. Özellikle bu olayın etkisiyle halk tarafından kendisine, ermiş padişah anlamında “Veli” dendi. Veli sıfatı, padişahın bir lakabı ya da unvanı olarak ismiyle özdeşleşti.
Beyazıt Meydanı'nda yer alan Beyazıt Camii, Osmanlı mimarisinin klasik dönemine geçişin en önemli eserlerinden biridir. Sultan II. Bayezid tarafından 1501-1506 yılları arasında yaptırılan bu tarihi cami, İstanbul'da ilk selatin camii olan Fatih Camii orijinalliğini kaybettiğinden İstanbul’da orijinalliğini koruyan en eski selatin camii olarak kabul edilir. Cami; medresesi, hamamı, imareti ve kervansarayı ile büyük bir külliyenin merkezini oluşturur. Ayasofya'nın mimari planından esinlenilmiş merkezi kubbe yapısı ve avlusundaki mermer işçiliği ile dikkat çeker.