
Yuşa Tepesi
location_onBeykoz / İstanbul · Tarihi Yer · Türbe · Camii · 19870 değerlendirme
Giriş ÜcretsizAçıklama
Yuşa Tepesi Nedir? Yuşa Tepesi, İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Anadolu Kavağı sırtlarında, Boğaziçi ile Karadeniz’in kesişim noktasında yer alan, denizden yaklaşık 201 metre yüksekliğiyle kentin en yüksek seyir noktalarından biridir. Tepe, hem eşsiz panoramik manzarası hem de İslam inancında Hz. Musa’nın çağdaşı ve yardımcısı kabul edilen Hz. Yuşa’ya (Yeşu) atfedilen kabrin burada bulunması dolayısıyla yüzyıllardır önemli bir inanç ve ziyaret merkezidir. Günümüzde tepe üzerinde Hz. Yuşa Türbesi, tarihi Yuşa Camii ve çevre müştemilatı yer almaktadır. Tarihçesi Antik Çağ ve Bizans Dönemi: Tepe, stratejik konumu ve Boğaz girişine hâkimiyeti sebebiyle Antik Çağ’dan itibaren kutsal kabul edilmiş, ilk çağlarda buraya bir Zeus Tapınağı (Zeus Urius) inşa edilmiştir. Bizans İmparatoru I. Justinianos döneminde (6. yüzyıl) bu tapınak yıkılarak yerine Başmelek Mikail’e adanan Hagios Michael Kilisesi yapılmıştır. Osmanlı Dönemi ve İlk Külliye: Tepedeki mezarın Hz. Yuşa’ya ait olduğu inancı, Osmanlı devrinde yaygınlaşmış; rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi Yahya Efendi’nin manevi keşfiyle mezar yeri belirlenmiştir. Sultan III. Osman’ın sadrazamlarından 28. Çelebizade Mehmet Said Paşa, 1755 yılında mezarın etrafını kâgir bir duvarla çevirterek yanına bir mescit ve görevli odaları inşa ettirmiştir. 19. Yüzyıl İhyası: Zamanla çıkan yangınlar ve depremlerle harap olan mescit ve çevre yapılar, 1863 yılında Sultan Abdülaziz devrinde aslına uygun biçimde baştan sona yenilenmiştir. Dönemin kayıtlarında bölge "Yuşa Aleyhisselam Dergâhı" olarak anılmıştır. Cumhuriyet ve Yakın Dönem: 1990’lardan itibaren çevre düzenlemeleri yapılmış; lojman, şadırvan, kütüphane ve sosyal tesisler eklenerek alan genişletilmiş ve ihya edilmiştir. Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili idari birimlerin denetiminde bir ziyaretgâh ve ibadethane olarak hizmet vermektedir. Öne Çıkan ve Yapısal Özellikleri 17 Metrelik Mezar Yapısı: Tepenin en dikkat çekici unsuru, etrafı taş ihata duvarı ve demir parmaklıklarla çevrilmiş olan yaklaşık 17 metre uzunluğundaki açık türbe alanıdır. Mezarın bu denli uzun yapılmasının gerekçesi, peygamberin fiziki büyüklüğüne dair halk efsanelerinin yanı sıra, defin noktasının tam olarak bilinmemesi nedeniyle duyulan hürmet ve manevi büyüklüğü simgelemesidir. Mezarın içinde ulu ağaçlar ve iki adet sembolik baş/ayak taşı yer alır. Yuşa Camii: Türbenin hemen bitişiğinde yer alan cami, 19. yüzyıl Osmanlı kâgir mimarisinin yalın hatlarını taşır. Kırma çatılı, tek minareli ve samimi bir ibadet alanına sahip olan yapı, hem çevre halkının hem de ziyaretçilerin ibadetine tahsis edilmiştir. Konum ve Seyir Terası: İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açıldığı vadiye, Anadolu Kavağı’na ve Yoros Kalesi’ne tepeden bakan alan, Boğaziçi’nin en geniş açılı doğal seyir noktalarından birini sunar.
Olanaklar

Ziyaret Bilgileri
Aktif bir cami ve manevi bir türbe alanı olması sebebiyle ziyaretçilerin ibadethane adabına uygun, omuz ve dizleri örten mütevazı kıyafetler tercih etmesi gerekmektedir. Cami ve türbe kapalı alanına girerken kadınların başörtüsü takması beklenir. İbadet edenleri rahatsız etmeyecek şekilde sessizlik korunmalıdır.
Çalışma Saatleri
Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Hem manzara hem türbe olarak harika bir yer. Oturma alanları bulunuyor, kermes tarzı yerlere sahip. Araçla ya da toplu taşıma ile gidebilirsiniz ancak toplu taşıma için mutlaka saatini kontrol ediniz...
YUŞA PEYGAMBERİMİZİN HUZURUNDA O büyük peygamberi bugün ziyaret ettim. Her zamanki gibi yine kalabalıktı. Allah bir kişiyi severse insanlara da sevdirir. Maneviyat çok yüksek düzeyde. Manzara müthiş. Otopark ve alan sıkıntısı yok. Tuvalet, abdest alma yerleri temiz ve ücretsiz. Oksijen bol. Size sadece şükretmek ve dua etmek düşüyor. UYARI: Okuyorum okuyorum duam kabul olmuyor diyorsanız bir eksiğimiz var demektir. Yuşa Peygamberimiz gibi önemli zatların huzuruna çıkmadan önce kendimize mutlaka bir çeki düzen vermemiz gerekiyor. Bu da geçmiş günahlarınız ve atalarınızın işlediği günahlar için tövbe etmekle olur. Atalarınızın işlediği günahlar diyorum çünkü onların işlediği her günah size tesir eder. Genetiğinize işlenerek genetik hastalıklar olarak ortaya çıkar. Örneğin dedeniz mirasta kız kardeşine haksızlık yaptı. Onun hakkı olan tarlayı yıllarca ekti biçti. Çocuklarını ateşten lokmalar yedirerek besledi. Bu torunlarda potansiyel genetik hastalık olarak ortaya çıkar. Siz de bu hastalık bizim ailede zaten var dersiniz, nedenini hiç sorgulamadan genç yaşlarda ilaçlara bağımlı olarak hasta ve mutsuz bir yaşam sürersiniz. Herkese koşulsuz haklarınızı helal edin. Eğer insanları affetmezseniz bu " Ben kimseyi affetmiyorum ama Allah beni affetsin" demek anlamına gelir ki o zaman merhamet etmeyene Allah niçin merhamet etsin? Size hakkı olan insanları affederseniz bu karşıksız kalmaz. Bu onlara verdiğiniz sadaka olarak defterinize işlenir. Yani siz sadaka vermiş sevabı kazanırsınız. Anne-babanız eşiniz ve çocuklarınızla helalleşin. Çevrenizdeki sizin zarar verdiğiniz insanları bulun helalleşin. Hayvanlar, bitkiler ve eşyaları ile helalleşin. O insanlara ve hayvanlara ulaşamıyorsanız onlar adına sadaka verin. Ayrıca geçmiş günahlarınız için kefaret niyetiyle sadakalar verin. Çünkü tövbe ve sadakalarla insan günahsız hale gelir ve günahsız kulların duası daha çabuk kabul olur. Bazı insanlar dua ediyorum fakat kabul olmuyor diye şikayet eder. Sebeplerinden biri de günahlardır. Kul hakkı ateşten gömlek giymek gibidir. Sizi ve neslinizi içten içe yakar. Bunu zamanla anlarsınız. Çaresiz hastalıklar, çocuğunuzun başına gelen sıkıntılar, evinizdeki kavga gürültü, işlerinizin ters gitmesi, psikolojik rahatsızlıklar vb. Mirasa dikkat edin! Sizin veya dedelerinizin haksızlıkla edindiği her miras veya kız çocuklara verilmeyen miraslarla çocuğunuza ve torunlarınıza ateş yedirirsiniz de farkına bile varmazsınız. İş yerlerinizde yaptığınız her işten kaytarma ve hile ile kendinize ve çocuklarınıza ateş yedirirsiniz. Eşinize "Kazancında hile yapıyor musun? Kazancın tam olarak helal mi?" diye mutlaka sorun. Bu ve bunun gibi tüm günahlarınızı tek tek düşünerek tövbe edin ve tövbe namazı kılın. Sonra tertemiz bir kalple çıkın huzura.
İstanbul'un Asya Yakası'nda Beykoz'da bulunan Yuşâ Kabri birçok dinin ve kültürün birleştiği, asırlara ev sahipliği yapmış tarihi bir merkez. Rivayetlere göre burada defnedilmiş olan zât Kehf Suresi'nin 60 ve 65. ayetlerinde geçen, Hazreti Musa'nın ilim arayışı için çıktığı ve sonrasında Hazreti Hızır ile karşılaştığı yolculuğundaki yardımcısı olan Hazreti Yûşa'dır. Bölge ile ilgili Bizans döneminden kalan farklı rivayetler de mevcuttur. Kanûni Sultan Süleyman'ın sütkardeşi mutasavvıf Beşiktaşlı Şeyh Yahya Efendi'nin rüyası üzerine kabir tespit edilerek koruma altına alınmıştır. Bu olay üzerine Yuşâ Tepesi Osmanlı halkı için manevi merkez haline gelmiştir. Osmanlı Sadrazamı Yirmisekizzade Mehmet Sait Paşa tarafından mescit, çeşme ve tekke inşa edilmiştir. Kabrin çok yoğun ilgi görmesi izdiham riskini arttırdığı için III. Selim döneminde toplu etkinlikler güvenlik sebebiyle yasaklanmıştır. Sultan Abdülaziz döneminde çıkan yangın üzerine zarar gören yapılar tekrar Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. Birçok insanın merak ettiği soruların başında kabrin neden bu kadar büyük olduğu gelir. Bu noktada farklı yorumlar ön plana çıkıyor. En yaygın görüş kabrin yeri net bilinmediğinden, mübareğin naaşının açıkta kalmaması için sınırının geniş tutulduğu ve tamamına kabir statüsü verildiği yönündedir. Başka bir yorumda ise manevi hürmet zikredilir. Böyle büyük zâtların mezarları onların manevi derecesini yansıtmak amacıyla sembolik şekilde büyük inşa edilmiştir. Son yorumdaysa Bizans döneminden kalan efsanelerin yerel halkta bıraktığı inanışların etkisi olduğu söylenir... Tarihi bilgileri okuyup anladığım kadarıyla sizlerle paylaştıktan sonra naçizane kişisel birkaç görüşümü de paylaşmak istiyorum. Ben tepenin, Asya Yakası'ndan İstanbul manzarasının en net izlenebileceği gözde mekânlardan olduğunu düşünüyorum. Arkanızda Yûşa Kabri dururken önünüzde akan Boğaz trafiğini izlemek geçmiş ve gelecek simülasyonunu bir arada yaşatıyor sanki... Otoparkı mevcut ve oldukça geniş ancak turistik bölge olduğu için kalabalık günlerde yer bulamayabilirsiniz. Erken saatlerde ve sakin günlerde gitmekte büyük fayda var. Araçla gelecekler için önemli bir tavsiye navigasyona kesinlikle dikkat etmeleri. Sırf mesafe ve süre kısa olsun diye fazlasıyla dar ve dik sokaklara sokabiliyor. Ana yoldan lütfen ayrılmayın. Çevresi oldukça temiz ve bakımlıydı... Benim söyleyeceklerim bu kadar herkese iyi yolculuklar diliyorum🙏🏻
Cumartesi sabah saatlerinde gittik ve çok az kişi vardı rahat rahat ziyaretimizi yaptık. İnanılmaz huzurlu bir atmosferi var. İstanbul’ dan ayrı bir parça gibi. Nasip olurda tekrar gitmek istiyorum.
Peygamber makamını puanlamak değil tabii ki meramım. Makamın yerinin keşfiyle ilgili rivayetler malum. Ve fakat manevi bir huzur kaynağı olan bir yerde maneviyat kalmamış. Park yeri olayı güzel. Bir peygamber makamına giderken tuvaletler ? Yağ vs kokuları ?! Bilemedim 🤷🏿♂️ Bir şeyler eksik yada fazla ! Otuz yıl önce gitmiş ve manevi lezzetini almış olanlar bu halinden manevi bir hayal kırıklığı yaşıyor. Bunlar benim duygularım. KVKK gereği fazla fotoğraf koymuyorum.