
Eski Şark Eserleri Müzesi
location_onFatih / İstanbul · Tarihi Yer · 386 değerlendirme
Giriş ÜcretliBilgiler
Açıklama
Eski Şark Eserleri Müzesi koleksiyonları, Anadolu ve Mezopotamya'nın Yunan öncesi, Mısır ve Arap Yarımadası'nın İslam öncesi çağlarına ait eserlerinden oluşur. Bu eserlerin çoğunluğu 19. yüzyıl sonunda başlayıp, I. Dünya Savaşı'na kadar süren arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmış ve bu ülkelerin o zamanki hakimi olan Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'a getirilmiştir. İslamiyet Öncesi Arabistan Eserleri, Mısır Eserleri, Mezopotamya Eserleri, Anadolu Eserleri, Urartu Eserleri ve Çivi Yazılı Belgeler bölümlerinden oluşan Eski Şark Eserleri Müzesi'nde anlatım bölgesel bir sınıflama ile yapılmış; Arabistan Yarımadası, Mısır, Mezopotamya ve Anadolu kültürleri kendi tarihi gelişimleri içinde sunulmuştur. Akad Kralı Naramsi'nin Steli, Kadeş Anlaşması, İştar Kapısı gibi eşsiz eserlerin yanında 75 bin tane çivi yazılı belgenin bulunduğu Tablet Arşivi de bu bölümde yer alır. Tarihçe Eski Şark Eserleri'nin bugün içinde bulunduğu bina, Osman Hamdi Bey tarafından 1883 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi yani Güzel Sanatlar Akademisi olarak inşa ettirilmiştir. İleride Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin temellerini oluşturacak olan bu akademi Osmanlı Devleti'nde açılmış olan ilk güzel sanatlar okuludur. Binanın mimarı daha sonra İstanbul Arkeoloji Müzeleri Klasik binasını inşa edecek olan Alexander Vallaury'dir. 1917 yılında içindeki akademinin Cağaloğlu'nda başka bir binaya taşınması üzerine bu bina Müzeler Müdürlüğü'ne tahsis edilmiştir. Dönemin müze müdürü Halil Edhem Bey Yakındoğu ülkelerinin eski kültürlerine ait eserleri Yunan, Roma ve Bizans eserlerinden ayrı sergilenmesinin daha uygun olacağını düşünmüş ve binanın Eski Şark Eserleri Müzesi olarak düzenlenmesini sağlamıştır. Bu iş için davet edilen Alman uzman Eckhard Unger, 1917-1919 ve 1932-1935 yıllarında İstanbul'da çalışmış, müzenin teşhirini tamamlamış ve eserler üzerine bir dizi yayın yapmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında savunma amacıyla boşaltılan müze, daha sonra Osman Sümer tarafından Unger'in ilkelerine göre tekrar düzenlenmiştir. 1963 yılında müze yapısında büyük bir düzenleme yapılarak 1974 yılında tekrar ziyarete açılmıştır. En son 1999-2000 yıllarında bakım ve onarımları yapılan Eski Şark Eserleri Müzesi 8 Eylül 2000'de bugünkü haline kavuşmuştur.
Ziyaret Bilgileri
Çalışma Saatleri
Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Restorasyon sonrası tekrar kapılarını açtı.Anadolu ve Mezopotamya'nın Yunan öncesi, Mısır ve Arap Yarımadası'nın İslam öncesi çağlarına ait eserlerinden oluşur. Bu eserlerin çoğunluğu 19. yüzyıl sonunda başlayıp, I. Dünya Savaşı'na kadar süren arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmış.Çıkarılan eserlerin çoğunluğu ise malesef yapılan anlaşma sebebiyle yurt dışına çıkarılmış.Akad Kralı Naramsi'nin Steli, Kadeş Anlaşması, İştar Kapısı gibi eşsiz eserlerin yanında 75 bin tane çivi yazılı belgenin bulunduğu Tablet Arşivi de sergilenenler arasındadır.
Müzeye geçiş yaptıktan sonra sol taraftaki binaya giriyorsunuz. İçeride Urartu, Hitit, Akad, Babil, Mısır uygarlıklarından kalma bazı orjinal ve replika eserleri görebilirsiniz. Kadeş anlaşma metninin bir bölümü ilk girişte karşınıza çıkar. Gönül isterdi ki daha zengin bir koleksiyon olsun. Ama İngiltere, Almanya, ABD, Fransa gibi ülkeler yakın coğrafyamıza ait en önemli ve orjinal eserleri kendileri almışlar. Bize daha az sayıda ve kısmi önemde şeyler kalmış. Mutlaka gezmenizi ve uygarlık tarihini anlamanızı tavsiye ederim.
Yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi gerçekten çok güzel olmuş. İçerisinde birbirinden değerli ve etkileyici tarihi eserler bulunuyor. Özellikle Kadeş Antlaşması mutlaka görülmesi gereken eserlerin başında geliyor. Binlerce yıl öncesine ait böyle önemli bir tarihi eseri yakından görmek gerçekten çok etkileyici. Tarih ve kültüre ilgi duyan herkesin mutlaka ziyaret etmesini tavsiye ederim. İstanbul’da görülmesi gereken müzelerden biri olmuş. Emeği geçen herkese teşekkürler
Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksi içinde yer alan ve Ön Asya'nın (Mezopotamya, Mısır, Anadolu ve Arabistan) en köklü uygarlıklarına ait eşsiz eserleri barındıran büyüleyici bir müzedir. Binaların Tarihçesi ve Önemi Bina, 1883 yılında Osman Hamdi Bey tarafından Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi) olarak inşa ettirilmiştir. Mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan yapı, daha sonra müzeye dönüştürülmüş ve 1935 yılında "Eski Şark Eserleri Müzesi" adıyla ziyarete açılmıştır. Tarihi Not: Bina, Türkiye'nin ilk Güzel Sanatlar Okulu olması açısından da mimarlık ve eğitim tarihimizde çok özel bir yere sahiptir. Öne Çıkan Eserler ve Koleksiyonlar Müze, İslam öncesi dönemdeki Mezopotamya, Mısır, Hittit ve Doğu Akdeniz medeniyetlerine ait paha biçilmez koleksiyonlara ev sahipliği yapar. Kadeş Barış Antlaşması Tabletleri: Tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması'nın çivi yazılı kil tableti burada sergilenmektedir. Babil İştar Kapısı Çinileri: Babil kentinin ünlü İştar Kapısı'ndan çıkarılan boğa ve ejderha figürlü sırlı tuğla kabartmaları. Mezopotamya Çivi Yazılı Tablet Arşivi: Sümer, Akat, Babil ve Asur uygarlıklarına ait binlerce tablet. Tarihin ilk aşk şiiri olarak bilinen İstanbul 2461 numaralı Sümer tableti de bu koleksiyondadır. Mısır Eserleri: Lahitler, mumyalar, adak sunakları ve antik Mısır yaşamına dair objeler. Arslanlı Anıtlar ve Hitit Kabartmaları: Anadolu ve Kuzey Suriye bölgesine ait Hitit-Geç Hitit dönemi taş kabartmaları.
Bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni ziyaret ettim. Restorasyon ve düzenleme çalışmaları tamamlanmış. Girişlerin Gülhane Parkı tarafından alınması bence çok isabetli olmuş. Yoğunluk oluşmuyor ve ziyaretçiler çok daha rahat bir şekilde müzeye giriş yapabiliyor. Bugün özellikle Eski Şark Eserleri Müzesi’ni gezdim. Restorasyondan önce de burayı 3-4 kez ziyaret etmiştim. Zaten sergilenen eserleri ve koleksiyonu her zaman beğendiğim bir müzeydi. Yenilenen hâlini görünce de genel anlamda oldukça başarılı buldum. Eserlerin sergilenme düzeni, salonların düzenlenişi ve sergileme anlayışı gerçekten güzel olmuş. Ancak belirtmeden geçemeyeceğim önemli bir konu var. İçerideki aydınlatma bana göre gereğinden fazla loş. Özellikle eserlerin altındaki bilgi panolarını okumak oldukça zor oluyor. Hangi döneme ait olduğu veya eser hakkında verilen açıklamaları seçebilmek bile zaman zaman güçleşiyor. Bu nedenle bilgi panolarının daha iyi aydınlatılması ve yazı karakterlerinin biraz daha büyük olması ziyaret deneyimini ciddi anlamda iyileştirecektir. Bir diğer önerim ise bilgi metinleriyle ilgili. Açıklamalar oldukça kısa tutulmuş. Dünyanın en önemli arkeoloji müzelerinden birinde eserler hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi verilmesinin ziyaretçilere çok daha zengin bir deneyim sunacağını düşünüyorum. Bunların dışında restorasyonun sonucunu gerçekten başarılı buldum. Hem müzenin yeni düzeni hem de eserlerin sergilenişi oldukça etkileyici olmuş. Tarih ve arkeoloji meraklılarının mutlaka görmesini tavsiye ederim.