
Eski Cami Edirne
location_onMerkez / Edirne · Tarihi Yer · Camii · 2441 değerlendirme
Giriş ÜcretsizBilgiler
Açıklama
Eski Cami Edirne Nedir? Eski Cami (Cami-i Atik ya da Edirne Ulu Camii), Edirne'nin merkezinde yer alan, Osmanlı mimarisinin erken dönem ulu cami geleneğini günümüze taşıyan en eski anıtsal yapıdır. Osmanlı Devleti'nin Fetret Devri'nde yapımına başlanan ve Çelebi Mehmed döneminde tamamlanan cami; Selimiye ve Üç Şerefeli camiler ile birlikte Edirne kent siluetini oluşturan simgesel üçgenin ilk halkasını temsil eder. Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde aktif bir ibadethane ve inanç turizmi merkezidir. Tarihçesi İnşasının Başlaması: Yıldırım Bayezid'in oğlu Süleyman Çelebi (Emir Süleyman) tarafından Osmanlı'nın taht kavgalarıyla sarsıldığı Fetret Devri sırasında, 1403 yılında inşasına başlanmıştır. Tamamlanışı: Fetret Devri'ni sona erdirip Osmanlı birliğini yeniden sağlayan Çelebi Mehmed (I. Mehmed) döneminde, 1414 yılında mimar Konyalı Hacı Alâeddin ve kalfası Ömer bin İbrahim tarafından tamamlanmıştır. Tarihi Merasimler ve Gelenekler: Şehrin ilk ulu camisi olması dolayısıyla Osmanlı padişahlarından II. Ahmed ve III. Mustafa bu camide kılıç kuşanmıştır. Bu hükümdarlık ve fetih geleneğinin simgesi olarak cami imamları cuma hutbelerine kılıç kuşanarak çıkma ritüelini halen sürdürmektedir. Ayrıca tasavvuf büyüğü Hacı Bayram-ı Veli Edirne'yi ziyaret ettiğinde burada vaaz vermiş, ona hürmeten camideki vaaz kürsüsü bir daha kullanılmayarak korunmuştur. Mimari Özellikleri Plan ve Örtü Sistemi: Yapı, Bursa Ulu Camii'nde örneği görülen çok kubbeli erken dönem ulu cami plan düzenindedir. Kareye yakın iç mekân, dört büyük fil ayağı (paye) üzerine oturtulmuş dokuz kubbe ile örtülmüştür. Minareleri: İki minaresi bulunmaktadır. Caminin kuzey köşesinde yer alan tek şerefeli minare yapının orijinal inşasına aittir; batı köşesindeki daha yüksek iki şerefeli minare ise daha sonra inşa edilmiş olup şerefelere farklı merdivenlerden çıkılabilen bir tasarıma sahiptir. Anıtsal Hat Yazıları: Caminin iç duvarlarını ve kubbeleri taşıyan dev payeleri süsleyen anıtsal boyuttaki celi sülüs hat yazıları esere benzersiz bir kimlik kazandırmaktadır. Sonraki yüzyıllarda usta hattatlar tarafından eklenen ve onarılan bu devasa ayet, hadis ve lafızlar camiye açık hava hat müzesi atmosferi kazandırmıştır. Kutsal Emanet (Rükn-ü Yemani): Caminin mihrabının sağında duvar içine gömülmüş siyah bir taş parçası yer alır. Bu parça Kâbe'nin Yemen Köşesi'nden (Rükn-ü Yemani) getirilmiş olup ziyaretçiler açısından yapının en önemli manevi unsurlarından biridir.

Ziyaret Bilgileri
Yabancı ziyaretçilerden herhangi bir giriş ücreti alınmamaktadır.
Aktif ibadethane olması nedeniyle cami girişinde dini mekân kurallarına uyulmalıdır (ayakkabıların çıkarılması, omuz ve dizleri örten kıyafetler tercih edilmesi, kadınların başlarını örtmesi). Ziyaretlerin ibadeti aksatmaması adına vakit namazları ve özellikle Cuma namazı haricindeki saatlerde yapılması tavsiye edilir. İç mekânda flaşsız fotoğraf çekimi yapılabilir.
Çalışma Saatleri
Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Neden Selimiye kadar ünlü olmadığını hiç anlamıyorum. Camii’leri karşılaştırmak istemem ancak hem atmosferi, hem duvarlardaki eşsiz hat yazıları, hem tarihi; Selimiye’den daha görülesi bir eser gibi geliyor bana. devasa hat yazıları, camiyi gerçekten diğer Osmanlı camilerinden ayıran özellik. Duvarlara ve taşıyıcı ayaklara yazılmış celi sülüs hat eserleri yalnızca süsleme amacı taşımıyor; adeta mimarinin bir parçası hâline geliyor. Yazılar farklı dönemlerde, 18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar birçok usta hattat tarafından eklenmiş. Bu yüzden camiye baktığında tek bir sanatçının değil, yüzyıllar boyunca devam eden bir sanat geleneğinin izlerini görüyorsun. Mimari olarak da çok önemli bir yerde duruyor. İnşasına 1403 civarında, Osmanlı’nın Fetret Devri sırasında başlanıyor ve I. Mehmed döneminde 1414’te tamamlanıyor. Dokuz büyük kubbesi ve dört ana taşıyıcı ayağıyla, erken Osmanlı’nın çok kubbeli cami anlayışının en olgun örneklerinden biri kabul ediliyor. Aslında bu yapı, Bursa’daki çok kubbeli geleneğin Edirne’ye taşınmış hâli.
Akşam namazı kılmak için girdik ve hayran kaldığımız camilerden biri daha oldu . Ulu Cami tipinin önemli örneklerinden birisi olan Eski Cami'nin, 1403 -1414 yılları arasında Yıldırım Bayezid Han'ın oğlu Emir Süleyman tarafından inşasına başlanmış ve Çelebi Sultan Mehmed tarafından yapımı tamamlanmıştır.
Edirne Eski Camii (tarihi adıyla Cami-i Atik), Edirne’nin tam merkezinde yer alan, Osmanlı İmparatorluğu'nun Fetret Devri'nden kalma en önemli ve en eski anıtsal yapılarından biridir. Mimar Sinan’ın şaheseri Selimiye Camii ve Osmanlı mimarisinin geçiş dönemini simgeleyen Üç Şerefeli Cami ile birlikte Edirne'nin siluetini oluşturan ünlü "Altın Üçgen"in ilk halkasıdır. Cami hakkında öne çıkan tarihi, mimari ve mistik detaylar şunlardır: 1. Yapım Süreci ve Fetret Devri İzleri Eski Camii'nin inşa süreci, Osmanlı tarihinin en çalkantılı dönemi olan ve kardeşler arasında taht kavgalarının yaşandığı Fetret Devri’ne denk gelmiştir: Başlangıç: Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman tarafından 1403 yılında inşasına başlanmıştır. Tamamlanma: Fetret Devri'ni bitirerek Osmanlı'nın ikinci kurucusu kabul edilen Çelebi Mehmet döneminde, 1414 yılında mimar Konyalı Hacı Alâeddin tarafından tamamlanmıştır. 2. Mimari Özellikleri: Çok Kubbeli Ulu Cami Geleneği Ulu Cami Planı: Eski Camii, Osmanlı’nın erken dönem mimarisini yansıtan, Bursa Ulu Camii tarzındaki çok kubbeli (Ulu Cami) plan şemasına sahiptir. İç mekanı taşıyan devasa payeler (ayaklar) üzerine oturtulmuş 9 kubbesi vardır. Minareleri: Camiye ait iki minareden tek şerefeli olanı Çelebi Mehmet döneminde asıl yapıya ait olarak inşa edilmiş; daha yüksek ve iki şerefeli olan diğeri ise II. Murad döneminde eklenmiştir. 3. "Hüsn-i Hat" (Yazı) Cenneti Eski Camii’yi dünya çapında üne kavuşturan en çarpıcı özelliği, iç mekanındaki devasa boyutlardaki hat yazılarıdır. Duvarlarında ve kubbeleri taşıyan büyük pâyelerin üzerinde yer alan muazzam büyüklükteki "Allah", "Muhammed" ve dört halifenin isimleri ile ayet ve hadisler, camiye giren ziyaretçileri adeta büyüler. Bu devasa yazılar esasen caminin orijinal halinde yoktur. 17. ve 18. yüzyıllarda dönemin ünlü hattatları tarafından eklenmiş ve sonraki dönemlerde (özellikle depremler ve yangınlar sonrası yapılan restorasyonlarda) yenilenmiştir. Bu özelliğiyle adeta bir hat sanatı müzesi gibidir. 4. Kutsal Emanet ve Ritüelleri: Rükn-ü Yemani Eski Camii, inanç turizmi ve manevi yönü açısından da çok özel sırlar ve gelenekler barındırır: Kabe Taşı (Hacer-ül Esved Parçası): Caminin mihrabının hemen sağ tarafında, duvarın içine yerleştirilmiş siyah renkli kutsal bir taş parçası bulunur. Mekke'den, Kabe'nin köşesinden (Rükn-ü Yemani) buraya getirildiği rivayet edilen bu taş, halk arasında büyük bir hürmet görür ve önünde dualar edilir. Kılıçla Hutbe Geleneği: Osmanlı döneminde padişahların tahta çıkma (kılıç kuşanma) törenlerinin yapıldığı geleneksel merkezlerden biri olan bu camide, Cuma hutbelerine imamın sol eline kılıç alarak çıkması geleneği günümüzde halen yaşatılmaktadır. Bu gelenek, fethin ve egemenliğin bir sembolüdür. Hacı Bayram-ı Veli Kürsüsü: Ünlü mutasavvıf Hacı Bayram-ı Veli, Edirne'yi ziyaret ettiği dönemde bu camide vaaz vermiştir. Ona duyulan saygıdan ötürü, caminin içindeki o vaaz kürsüsü aynen korunmuş ve saygı nişanesi olarak o günden beri başka hiçbir vaiz tarafından kullanılmamıştır.
Eski Ulu Cami’ye giriş yaptığımız andan itibaren caminin manevi atmosferi adeta ruhumuzu sarıp sarmaladı. İçeriye adım attığınız anda hissedilen huzur ve maneviyat insanın kalbine işliyor. Öylesine yüksek bir manevi iklime sahip ki, ayrılmak istemedik. Her köşesinde ayrı bir huzur, ayrı bir derinlik hissettik. Rükn-i Yemani taşı ile Kâbe örtüsü ve kapısının sergileniyor olması ise bizlere tarifsiz duygular yaşattı. Bir anlığına da olsa kendimizi Mekke-i Mükerreme’de hissettik. Edirne’ye defalarca gelmiş olmama rağmen Ulu Cami’yi ilk kez ziyaret ettim ve bu kadar geç kaldığıma üzüldüm. Maneviyatı hissetmek, huzur bulmak ve ruhunu dinlendirmek isteyen herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken çok özel bir camii
Edirne'nin merkezinde Selimiye'ye de çok yakın bir konumda bulunan erken dönem çok kubbeli Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan 1400lü yıllardan kalma tarihi ve manevi önemi yüksek cami. İç mimarisinde duvarlara yazılmış kocaman boyutlu hat yazıları camiye çok ulvi ve huzurlu bir hava katıyor.