
Baba Cafer Türbesi
location_onFatih / İstanbul · Türbe · 47 değerlendirme
Bilgiler
Açıklama
Baba Cafer Kimdir? Baba Cafer (kaynaklarda geçen adlarıyla Seyyid Cafer el-Mansur veya Caferü'l-Ensari), Abbasi Halifesi Harun Reşid devrinde (786-809) yaşamış, rivayete göre Hz. Muhammed (sav)'in soyundan (İmam Hüseyin neslinden) gelen bir elçi ve manevi şahsiyettir. Doğum yılı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Bizans İmparatorluğu'na elçi olarak gönderildiği dönemde zindana atılmış ve 807 (Hicri 191) civarında burada vefat ederek şehit olmuştur. Hayatı ve Katkıları Elçilik Vazifesi: Abbasi Devleti tarafından İslam halifesi Harun Reşid'in elçisi olarak Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'e (dönemin imparatoru I. Nikeforos nezdine) gönderilen heyetin başında yer almıştır. Temel görevi diplomasi yürütmek ve şehirdeki Müslümanların hak ve durumlarını gözetmektir. Zindana Atılması ve Şehadeti: İstanbul'da Bizanslılar ile Müslümanlar arasında çıkan çatışmalarda hayatını kaybeden Müslümanların cenazelerinin sahipsiz bırakılmasına karşı çıkıp Bizans İmparatoru'na sert bir dille itiraz etmesi sebebiyle elçilik dokunulmazlığı çiğnenerek Haliç surlarındaki kule zindanına kapatılmıştır. Hapis hayatı sırasında zindanda zehirlenerek veya vefat ederek şehit düşmüştür. Manevi Mirası: Zindandaki vakur duruşu ve gösterdiği tasavvufi haller neticesinde zindan muhafızının (Ali Baba) İslamiyet'i kabul etmesine vesile olduğu rivayet edilir. İstanbul halkı nezdinde haksızlığa boyun eğmeyen bir veli mertebesine yükselmiş; Osmanlı döneminde özellikle borçlular, mahpuslar, haksızlığa uğrayanlar ve çeşitli dilekleri olanlar için önemli bir manevi sığınak haline gelmiştir. Türbesi Baba Cafer Türbesi, Eminönü'nde Haliç kıyısındaki tarihi Baba Cafer Kulesi'nin (Zindan Han) zemin katında yer almaktadır. Fetihten sonra orduda bulunan Şeyh Abdurrauf Zindani tarafından kabri tespit edilerek türbe haline getirilmiş, 19. yüzyılda Sultan II. Mahmud tarafından esaslı bir şekilde onarılmıştır. Türbe içerisinde Baba Cafer ile birlikte Zindancı Ali Baba'nın sandukası bulunmaktadır.

Henüz fotoğraf eklenmemiş.
Yorum Yap
Hazreti Peygamber soyundan geldiği rivayet edilir. Abbasi Halifesi Hârun Reşid zamanında, Veysel Karanî soyundan Maksud adlı bir zatla İstanbul'a elçi olarak görevlendirilmiştir. Elçilik heyeti buraya gelmeden bir süre önce İstanbul'da Rumlar ile Müslümanlar arasında mücadeleler yaşanmış ve bazı Müslümanların cesetleri sokaklarda kalmıştır. İmparator I. Nikeforos'a sert bir dille çatmıştır. Bunun üzerine Nikeforos, Câfer'i bugün kendi adıyla anılan zindana attırmıştır. Daha sonra da öldürülerek mahpus bulunduğu burcun altına gömülmüştür. Maksud ise Müslümanların ölülerinin gömülmesi için izin almış ve cenazelerin defnini sağlamıştır. Abdest alırken koluna bağlı zincirlerin çıkması gibi kerametlerin sonucu zindancının da müslüman olup Ali ismini alması ise imparatoru kızdırmış ve öldürülmesini emretmiştir. Kabrini ortaya çıkaran kişi, İstanbul'un fethi esnasında orduda bulunmuş olan Hazreti Peygamber soyundan Şeyh Abdürraûf Zindanî Efendi'dir. Seyahatnâme'deki anlatıma göre şehre giriş yapıldıktan sonra "Burada benim ceddim yatmaktadır" diyerek sarığını onun mahalline koymuş, burayı türbe haline getirmiş ve yetmiş sene boyunca türbedarlığını yapmıştır. Fetihten sonra yeniçeriler mensubu bulundukları Bektaşîlik geleneklerine uygun olarak, Bâb-ı Câfer'den bozarak Baba Câfer demişlerdir. 1834 yılına kadar zindan olarak kullanılmaya devam eden türbenin yakınında bulunan burç, Baba Câfer Zindanı olarak anılmıştır. Sözkonusu burcun küçük bir bölümü günümüze ulaşabilmiştir. Haliç kıyısında yakın zamana kadar Yemiş İskelesi adıyla anılan yerde bulunan türbe, dikdörtgen planlı olup üzeri tonozla örtülüdür. Girişi zamanla değiştirilmiştir. 1881 tarihli onarım kitâbesi türbe içinde sergilenmektedir. Ayrıca bu onarım kitâbesinde türbeye yapılacak ziyaretin faziletleri de belirtilmiştir. Türbe içerisi zeminden yükseltilmiş ahşaptan olup, girişin sağ tarafında Baba Cafer'in sandukası, ilerisinde kuyu ve Ali Baba'nın sandukası yer alir. Yapıyı süsleyen kalem işlerinde siyah üzerine beyaz hatla Allah, Muhammed, Cihâryârı Güzînin isimleri ile Hasan ve Hüseyin yazılıdır.
> Baba Cafer Türbesi’ni bulmak biraz zor, çevrede çok bilinmiyor ama manevî değeri yüksek, önemli bir zat. Kendisi ilmi ve tasavvufi yönüyle bilinen, yaşadığı dönemde insanlara rehberlik etmiş kıymetli bir Allah dostu. Ziyaret edince insan bu sakinlik ve derinliği hissediyor. Bilerek ve niyetle gidilmesi gereken yerlerden.
Her adımında bir mübarek bir eren olan İstanbul’da kalabalıkların önünden geçtiği ancak çok bilinmeyen bir türbe. Yıllarca kaldığı zindanda onun vesilesiyle islam ile nurlanan muhafızıyla birlikte Cafer Baba Hz burada yatmakta.
Baba Câfer Zindanı, İstanbul'un Haliç Surlarının altında yer alan bir burçta, hem Hem Doğu Roma hem de Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde hapishane olarak kullanılan yapıdır.
Cafer babanın hikayesi şu şekildedir. Bizans döneminde İslam inancında olan bir Allah dostu olan Cafer baba şuanki Türbesi olan yerde zindana atılmış. Zaten o eski taş bina Zindan gibidir. O sırada zindan görevlisi olan nöbetçi Cafer babaya inanır Ali ismini alır. Bunu duyan Bizans Ali babayı da aynı zindana atar. Ve ölene kadar o zindanda kalırlar. Öldüklerinde de cenazelerinin çıkmasına izin vermezler. Hem Cafer baba hem Ali Baba türbesi icerdedir. Ayrıca içerde su bulunan bir kuyu vardır. Bu kuyu suyunu içenlerin panik atak ve korku gibi psikolojik rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenir. Fakat bu kuyudan su verilmiyor belki sağlıklı değildir. Ayrıca çok kez gittim son zamanlarda hep kapalı ve görevli yok.😭